Haber Giriş Tarihi: 14.07.2026 12:21
Haber Güncellenme Tarihi: 14.07.2026 12:21

İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi’nde düzenlenen "10.Yılında 15 Temmuz Bilinci" panelinde, FETÖ’nün güncel yapılanması, dini istismar yöntemleri ve 15 Temmuz’un gelecek nesillere aktarılmasının önemi ele alındı. Rektör Prof. Dr. İ. Yaşar Hacısalihoğlu, FETÖ’nün "girdiği her ortamda her şekli alabilen bir yapılanma" olduğunu vurgularken, gazeteci Nedim Şener ise, "81 ilde yaklaşık 900 FETÖ şüphelisine yönelik işlem yapıldı. Bu tehdit hâlâ devam ediyor" dedi.
İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi tarafından 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nün 10. yılı dolayısıyla ‘15 Temmuz Bilinci’ paneli düzenlendi. Panele İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Azmi Ofluoğlu, İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İ. Yaşar Hacısalihoğlu, Gazeteci Nedim Şener, Akademisyen-Gazeteci Bedreddin Habiboğlu’nun yanı sıra Zeytinburnu Kaymakamı Adem Uslu, Beyoğlu Kaymakamı Abdullah Atakan Atasoy, protokol konukları, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Panelde FETÖ ile mücadele, dini istismar, toplumsal hafızanın korunması ve genç kuşaklarda 15 Temmuz bilincinin oluşturulması konuları ele alındı.
"15 Temmuz da Türkiye’yi hedef alan son büyük saldırılardan biridir"
15 Temmuz’un Türkiye’nin yakın tarihindeki en önemli dönüm noktalarından biri olduğunu belirten Prof. Dr. Hacısalihoğlu, "Bu topraklar tarih boyunca büyük mücadelelere sahne oldu. Çanakkale ruhu, Milli Mücadele ve Kuvâ-yi Milliye ruhu aslında aynı direnişin farklı dönemlerdeki yansımalarıdır. 15 Temmuz da Türkiye’yi hedef alan son büyük saldırılardan biridir. O gece başaramadılar, bundan sonra da başaramayacaklar" ifadelerini kullandı.
FETÖ tehdidinin tamamen sona ermediğini dile getiren Prof. Dr. Hacısalihoğlu, "15 Temmuz’un arkasındaki terör yapılanması ve onu destekleyen küresel odaklar, örgüt elebaşısı ortadan kalkmış olsa bile farklı yöntemlerle varlığını sürdürmeye çalışmaktadır. Nitekim bugün de devletimiz tarafından yapılan açıklamada, örgütün yeni mahrem yapılanmasına yönelik eş zamanlı operasyonlar gerçekleştirildiği duyuruldu. Bu da tehdidin tamamen sona ermediğini göstermektedir" diye konuştu.
Örgütün farklı yapılara sızma stratejisine dikkat çeken Prof. Dr. Hacısalihoğlu, FETÖ’nün tek bir siyasi yapı üzerinden tanımlanamayacağını belirterek "Bu örgüt, diğer terör örgütlerinden farklı olarak girdiği her kabın şeklini alan her türlü siyasi toplumsal kimliğe gizlenebilen bir yapılanmadır. Amaçları, hangi yapı güç kazanıyorsa onun içine sızarak kontrol sağlamaktır" dedi.
15 Temmuz gecesinin hedefinin devlet yönetimini ele geçirmek olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Hacısalihoğlu, "O gece Sayın Cumhurbaşkanımızın bulunduğu yeri tespit edebilmek için yoğun bir çaba içerisine giriştiler. Amaç Cumhurbaşkanımızı katlederek ülkede bir kaos ortamı oluşturarak işgal girişiminde bulunmaktı.
Ancak o gecenin karanlığını aydınlığa çeviren yine bu millet oldu. Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet Teşkilatı içerisindeki vatansever askerler, polisler ve güvenlik güçleri, milletle birlikte hareket ederek bu ihanete geçit vermedi" ifadelerini kullandı.
Konuşmasının sonunda Prof. Dr. Hacısalihoğlu, "15 Temmuz’u unutmamak, unutturmamak ve gelecek nesillere doğru şekilde aktarmak hepimizin ortak sorumluluğudur" dedi.
Nedim Şener: "FETÖ tehdidi devam ediyor"
Gazeteci Nedim Şener ise FETÖ’nün yalnızca örgüt üyeleriyle sınırlı değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek örgütün farklı yapılar üzerinden etkisini sürdürmeye çalıştığını söyledi.
Şener, "FETÖ’nün varlığının yanı sıra, örgütün sızdığı ve kendisini farklı şekillerde gizlediği yapılar da bulunmaktadır. Kendisini dindar gösteren yapılar olduğu gibi, FETÖ’nün yöntemlerini örnek alan oluşumlar da vardır. Devlet içerisinde hâlâ benzer hesaplar yapan yapıların bulunduğunu düşünüyorum" diye konuştu.
Kimsenin inancının sorgulanamayacağını ancak devlet gücünün herhangi bir grup adına kullanılmasının kabul edilemeyeceğini ifade eden Şener, "Kimsenin tarikatına, cemaatine, inancına ya da inançsızlığına yönelik bir itirazımız olamaz. Ancak herhangi bir grup adına devletin gücünü kullanmaya veya devleti yönlendirmeye çalışmak kabul edilemez" dedi.
Son dönemde gerçekleştirilen operasyonlara da değinen Şener, "Sadece bir günde 81 ilde yaklaşık 900 FETÖ şüphelisine yönelik işlem yapıldı. Bir günde bu kadar kişinin tespit edilmesi, örgütün tehdidinin hâlâ devam ettiğini gösteriyor. Yine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 80 emniyet personeli hakkında gözaltı kararı verdiğini, bunların 70’inin aktif görevde olduğunu görüyoruz" ifadelerini kullandı.
Toplumun FETÖ’yü hâlâ ciddi bir tehdit olarak gördüğünü belirten Şener, "Aradan 10 yıl geçmesine rağmen toplumun büyük bölümü FETÖ’yü hâlâ önemli bir tehdit olarak görüyor. PKK’nın tehdit olup olmadığı sorulduğunda farklı oranlar çıkabilir; ancak FETÖ söz konusu olduğunda toplumun çok büyük bir kesimi bunun ciddi bir tehdit olduğu konusunda hemfikir" dedi.
"Dini istismar FETÖ’nün en güçlü yöntemlerinden biriydi"
Panelde dini istismar konusuna da değinildi. Bedreddin Habiboğlu, FETÖ ile mücadelenin yalnızca güvenlik boyutuyla ele alınmaması gerektiğini vurgulayarak, örgütün dini referansları istismar ederek insanları etkisi altına aldığını ifade etti.
Bedreddin Habiboğlu, "Meseleye sadece güvenlik açısından bakmamak gerekir. Asıl üzerinde durulması gereken konu, bir insanın aradan 10 yıl geçmesine rağmen yaptığı yanlışın farkına varamaması ve hâlâ aynı yapıya inanmaya devam etmesidir" dedi.
Kur’an-ı Kerim’in ilahi referans olduğuna dikkat çeken Bedreddin Habiboğlu, "Kur’an-ı Kerim’in bir harfi dahi değiştirilmemiştir. Ancak tarih boyunca bazı kişilerin, kendi bulundukları konumu güçlendirmek amacıyla ayetleri anlam bakımından çarpıttıklarını ve farklı yorumladıklarını görüyoruz. FETÖ’nün en güçlü kullandığı yöntemlerden biri de buydu" ifadeleri kullanıldı.
Bedreddin Habiboğlu son olarak şunları söyledi:
"Kur’an-ı Kerim her döneme hitap eden, insanların sorularına cevap veren ilahi bir rehberdir. Eğer onu Hazreti Peygamber’in öğrettiği şekilde anlamaya ve yaşamaya çalışırsanız hem dünya hem de ahiret hayatınız için bir rehber olur. Ancak onu kendi düşüncenize, ideolojinize ya da makamınıza göre yorumlamaya kalkarsanız, bu hem bireye hem de topluma zarar verir. Bugün bunları hâlâ tartışıyor olmamız bile üzerinde düşünmemiz gereken önemli bir sorunla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor."