
Türkiye'nin yüreğinde derin ve silinmez yaralar açan 6 Şubat 2023 tarihindeki Kahramanmaraş merkezli büyük depremler, tarifsiz acıların yanı sıra unutulmaz yaşam mucizelerine de sahne olmuştu. O karanlık günlerin en umut verici, en çok konuşulan anlarından biri, Hatay'da yerle bir olan bir binanın devasa enkazından tam 128 saat sonra sağ olarak çıkarılan minik Vatin bebekti. Kurtarıldığı ilk anlarda kendisine uzanan sağlık çalışanının parmağını emdiği o masum görüntüyle tüm ülkenin gözyaşlarına boğulmasına neden olan, o dönem henüz 3,5 aylık olan Vatin Begdas, şimdi sanatın o iyileştirici ve ölümsüzleştiren gücüyle yeniden karşımızda. Üzerine yıkılan ağır beton yığınları nedeniyle felç kalarak ne yazık ki yatağa mahkum olan annesi Yasemin Begdas ile birlikte depremin simgelerinden biri haline gelen Vatin'in o hafızalara kazınan derin bakışları, Adanalı ressam Leyla Gezerli'nin usta fırçasıyla tuvale döküldü.
ENKAZDAN ÇIKAN UMUDUN GÖZYAŞLARI
Sanatın sadece renklerden ve estetik çizgilerden ibaret olmadığını, aynı zamanda toplumsal hafızayı diri tutan en önemli tarihi kayıt araçlarından biri olduğunu kanıtlayan 64 yaşındaki ressam Leyla Gezerli, o sarsıcı anı büyük bir duyarlılıkla resmetti. Mucize bebeğin enkazın boğucu karanlığından gün ışığına çıktığı o ilk anlardaki şaşkın, ürkek ve gözü yaşlı bakışları, deneyimli sanatçıyı derinden etkilemişti. Gezerli, minik bebeğin o anki travmatik hissiyatını kendi iç dünyasında harmanlayarak, Türkiye'nin yüreğine dokunan o çaresiz ama bir o kadar da hayata tutunan ifadeyi tuvalinde adeta yeniden diriltti. Sanatseverlerin beğenisine sunulan bu özel eser, izleyenleri yeniden 6 Şubat'ın o dondurucu günlerine götürürken, mucizelere olan inancı da tazeledi.
MUCİZE BAKIŞLAR SERGİYE İLHAM KAYNAĞI OLDU
Ressam Leyla Gezerli'nin memleketi Adana'da açtığı ve kısa sürede büyük bir ilgiyle karşılanan 3'üncü kişisel yağlı boya resim sergisinin başyapıtı tartışmasız bir şekilde minik Vatin'in portresi oldu. Toplamda 26 farklı eserin sanatseverlerle buluştuğu bu anlamlı organizasyonun ana temasını ise ülkenin en büyük iki gerçeği; deprem ve kadın hakları oluşturdu. Yarım asra yaklaşan uzun sanat hayatında böylesine sarsıcı bir etkiyi nadiren hissettiğini belirten Gezerli, tablonun ortaya çıkış sürecini şu duygu yüklü sözlerle anlattı: "Yarım asırdır resim sanatıyla ilgileniyorum ancak asrın felaketi beni her şeyden çok daha derinden etkiledi. Dünyada bir dehşete uyanan o mucize bebeğin, 'Eyvah ne oldu bana' dercesine fırlattığı o bakış ve gözlerindeki o dolu dolu ağlama hissini görmek bana bu özel sergiyi açma ilhamını verdi. Beni o kadar sarsmıştı ki, ilk olarak onun portresini çalıştım. Çalışırken sanki onun o hayatta kalma enerjisi bana geçti. O artık sadece ailesinin değil, tüm Türkiye’mizin kızı. Yolu her zaman açık olsun." Nitekim minik Vatin'in şu an 3 yaşında olan halini değil, kurtarıldığı o anı anlatan tablosu, sergide en çok incelenen eser olmayı başardı.
SANAT HALK İÇİNDİR: DEPREM VE KADIN HAKLARI
Toplumsal olaylara, trajedilere ve halkın acılarına hiçbir zaman duyarsız kalmadığını belirten tecrübeli sanatçı Gezerli, eserleriyle sanatın asıl varoluş amacına dikkat çekiyor. "Bir akım vardı; sanat sanat için mi, sanat insan için midir? Uzun zaman felsefi bir tartışma konusu oldu" diyen ressam, kendi duruşunu çok net bir çizgiyle belirliyor: "Bence sanat kesinlikle insan içindir, halk içindir." İşte tam da bu toplumsal felsefeyle yola çıkan Gezerli, sergisindeki diğer eserlerde de sadece estetik bir kaygı gütmemiş; şiddet gören kadınların sessiz çığlıklarını, kanayan sosyal sorunları ve depremin yıktığı hayatları tuvaline büyük bir cesaretle yansıtmış. Enkazdan çıkan o mucize bakışlar ise, "sanat insan içindir" felsefesinin en somut ve en sarsıcı kanıtı olarak yerini almış durumda.