
Diyarbakır’da yaşayan 28 yaşındaki Elif T., 8 Nisan 2024 tarihinde göz kapağındaki düşüklüğü gidermek amacıyla bir güzellik salonuna gitti. 1100 TL karşılığında "plazma pen" (plazma enerjisiyle cilt sıkılaştırma) işlemi yaptıran genç kadın, operasyonun ardından hayatının şokunu yaşadı. Göz kapaklarında kanama, kabuklanma ve asimetrik bozukluk meydana geldiğini belirten Elif T., işletme sahibi A.A. hakkında suç duyurusunda bulundu. Ancak yargı süreci, beklenmedik bir kararla sonuçlandı.
ADLİ TIP: "KOMPLİKASYON OLABİLİR"
Savcılık tarafından istenen Adli Tıp Kurumu raporunda; plazma pen işleminin kişinin isteğine bağlı bir uygulama olduğu, işlem sonrası kızarıklık, kabuklanma ve hiperpigmentasyon gibi durumların her türlü özene rağmen "komplikasyon" olarak gelişebileceği ifade edildi. Raporda ayrıca, Elif T.'nin şikayetlerinin ardından hemen bir sağlık kuruluşuna başvurduğuna dair tıbbi kayıt bulunmadığı, olaydan 11 gün sonra selülit tanısıyla tedavi gördüğü not düşüldü. Bu rapor üzerine savcılık, "kovuşturmaya yer olmadığı" kararı vererek dosyayı kapattı.
"GÖZÜM GECELERİ TAM KAPANMIYOR"
Verilen karara isyan eden Elif T., yaşadığı kalıcı hasarı şu sözlerle anlattı: "Göz kapağım fazla yakıldığı için deri kendini çekmiş. Şu an sol gözüm tam olarak kapanmıyor, geceleri aralık kalıyor. Birçok doktora gittim, çoğu göz kapağında yeterli pay kalmadığı için ameliyata sıcak bakmıyor. Yapabilecek olanlar ise 150 bin TL ücret istiyor. 1100 TL'lik işlem, bana 150 bin TL'ye mal oldu."
"KLİNİĞE DEĞİL, UZMAN DOKTORA GİDİN"
Yaşadığı acı tecrübenin ardından vatandaşlara uyarıda bulunan Elif T., güzellik merkezlerinin ruhsatlı olmasının işlemin güvenli olduğu anlamına gelmediğini savundu. Genç kadın, "Göz kapağına işlem yaptırmak isteyenler mutlaka uzman bir doktora gitmeli. Ben bunu çok ağır bir bedelle öğrendim. Benim düştüğüm hataya başkaları düşmesin" dedi. Elif T.'nin itirazlarının reddedilmesiyle birlikte, 150 bin TL'lik tedavi masrafı ve kalıcı hasar iddiaları yargı aşamasına taşınamadan sonuçlanmış oldu.
Editör Notu
Diyarbakır’daki bu vaka, "ucuz estetik" arayışının ne kadar ağır bedelleri olabileceğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Tıbbi müdahale gerektiren cihazların güzellik salonlarında ehliyetsiz kişilerce kullanılması, sadece estetik kaygılara değil, Elif T. örneğinde olduğu gibi görme sağlığını tehdit eden fonksiyonel bozukluklara da yol açıyor. Adli Tıp raporundaki "tıbbi kayıt yok" tespiti ise, benzer mağduriyet yaşayanların işlem sonrası mutlaka tam teşekküllü bir hastaneden durum bildirir rapor almasının hukuki süreçteki hayati önemini hatırlatıyor.
Güzellik merkezlerinde yapılan bu tür tıbbi cihazlı işlemler hakkında ne düşünüyorsunuz? Denetimlerin artırılması için sizce neler yapılmalı? Yorumlarınızı bekliyoruz.