Erzincan'ın Saklı Tarihi: Altıntepe Kalesi Havadan Görüntülendi

Urartu, Bizans ve Osmanlı'ya ev sahipliği yapan Erzincan'daki Altıntepe Kalesi, tarihi kalıntıları ve eşsiz mimarisiyle geçmişe ışık tutuyor.

Haber Giriş Tarihi: 14.05.2026 09:28
Haber Güncellenme Tarihi: 14.05.2026 09:28
https://www.haberxr.com/

Anadolu'nun kalbinde, medeniyetlerin beşiği Erzincan Ovası'nın kuzeydoğu kesiminde yükselen Altıntepe Kalesi, tarih sahnesindeki gizemini ve ihtişamını korumaya devam ediyor. Üzümlü ilçesi sınırları içerisinde, ova seviyesinden yaklaşık 60 metre yükseklikteki sönmüş bir volkanik tepe üzerine kurulu olan bu eşsiz yapı, son olarak gökyüzünden drone ile ayrıntılı bir şekilde görüntülendi. Urartu krallığından Bizans İmparatorluğu'na ve nihayetinde Osmanlı dönemine kadar uzanan çok katmanlı yapısıyla kale, Anadolu arkeolojisinin en kıymetli merkezleri arasında sarsılmaz bir yere sahip. Sadece bir savunma yapısı değil, aynı zamanda devasa bir yaşam alanı olan Altıntepe, toprağının her bir zerresinde binlerce yıllık yaşanmışlığı barındırıyor.

KAÇAK KAZILARDAN BİLİMSEL KEŞİFLERE

Tarihin bu sessiz tanığı, maalesef ilk olarak bilim insanlarının değil, tarih yağmacılarının dikkatini çekti. Altıntepe'nin adı, resmi kayıtlara ilk kez 1938 ve 1956 yıllarında bölgede gerçekleştirilen yasa dışı kazılarla yansıdı. Ancak bu talihsiz başlangıç, büyük bir bilimsel uyanışın da fitilini ateşledi. Bölgenin sahip olduğu potansiyeli fark eden otoriteler, 1959 yılında ünlü arkeolog Tahsin Özgüç başkanlığında ilk bilimsel kazıları başlattı. 1967 yılına kadar büyük bir titizlikle sürdürülen bu kapsamlı çalışmalarda, Urartu döneminin o muazzam mimari zekasını gözler önüne seren iç kale kapısı, görkemli tapınak-saray kompleksi, aşılmaz surlar, apadana (kabul salonu), depo binası ve bir açık hava tapınağı gün yüzüne çıkarıldı. Kalenin güney yamacında tespit edilen özenle inşa edilmiş taş örme mezarlar ise, o dönemin gömü geleneklerine ve inanç sistemlerine dair paha biçilemez veriler sundu.

DEFİNECİ TAHRİBATI VE YENİDEN KAZI DÖNEMİ

İlk kazı döneminin başarıyla tamamlanmasının ardından Kültür Bakanlığı'na devredilen bu tarihi alan, zaman içerisinde ne yazık ki definecilerin insafsız hedefi haline gelerek belli oranda tahrip edildi. Yaklaşık 200 metre genişliğe sahip olan tepe, tarihi süreçte farklı medeniyetlerin üst üste inşa ettiği yapılara sahne olmuştu. Yapılan derinlemesine incelemelerde, Bizans dönemine ait sur kalıntılarının bazı Urartu yapılarının tam üzerine inşa edildiği, bu nedenle daha eski olan yapıların da bu yapılaşmadan dolayı kısmen zarar gördüğü belirlendi. Defineci tahribatının ve zamanın yıpratıcı etkisinin önüne geçmek amacıyla, 2002 yılında Mehmet Karaosmanoğlu öncülüğünde yeni bir kurtarma, kazı ve koruma çalışması başlatılarak alan yeniden bilimsel güvence altına alındı.

EŞSİZ ESERLER MÜZELERDE YAŞATILIYOR

Erzincan Müze Müdürlüğü yetkililerinin aktardığı kritik bilgilere göre, Altıntepe sıradan bir yerleşim yeri değil; Urartu'nun batıdaki en önemli eyalet merkezlerinden biriydi. Kalede yürütülen o ilk sistematik kazılarda ortaya çıkarılan göz kamaştırıcı saray kompleksi, tapınak, özel tasarlanmış havuzlar, dönemin mühendislik harikası sayılan kanalizasyon sistemi ve çok sayıda değerli arkeolojik eser, o yıllarda Erzincan'da bir müze bulunmaması nedeniyle mecburen başkentteki Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ne götürülmüştü. Ancak günümüzde Altıntepe kazılarından elde edilen o nadide seramik parçaları, at koşum takımları, usta işi metal mobilya aksamları ve dönemin savaş meydanlarının izlerini taşıyan ok uçları, ziyaretçilerini ağırlamak üzere Erzincan Müzesi'nin vitrinlerinde tarih meraklılarını büyülemeye devam ediyor.