Karadeniz'de İstilacı Üçlü: Fındık ve Meyve Bahçeleri Tehdit Altında!

Doğu Karadeniz’de kahverengi kokarca, turunçgil uzun antenli böceği ve yalancı kelebek tarımsal üretimi baltalıyor. Uzmanlar, bölgenin ılıman ikliminin istilacıları beslediği uyarısında bulundu.

Haber Giriş Tarihi: 24.02.2026 06:06
Haber Güncellenme Tarihi: 24.02.2026 06:06

Doğu Karadeniz Bölgesi, son yıllarda tarımsal ekonomisini ve biyolojik dengesini sarsan üç büyük istilacı türün eş zamanlı baskısı altında. Geniş yayılımıyla fındıkta kaliteyi düşüren Kahverengi kokarca, lokal ama ölümcül etkili Turunçgil uzun antenli böceği ve biyolojik mücadeleyle geriletilen Yalancı kelebek, bölge ekosisteminde kritik bir tablo oluşturuyor. Ilıman iklim yapısı sayesinde kolayca tutunup çoğalan bu türler, üreticinin kabusu haline gelmiş durumda.

EN BÜYÜK RİSK: KAHVERENGİ KOKARCA

Bölgede en çok konuşulan ve ekonomik zararı en yüksek olan tür kahverengi kokarca olarak öne çıkıyor. Özellikle fındıkta hasat dönemine yakın süreçte yarattığı tahribat, doğrudan üreticinin cebine yansıyor. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kibar Ak, Karadeniz'in sert geçmeyen kışlarının bu böcekler için ideal yaşam alanı sunduğunu belirterek, tespit ve takibin mücadelenin ilk adımı olduğunu vurguladı.

LOKAL AMA ÖLÜMCÜL: ANTENLİ BÖCEK VE YALANCI KELEBEK

Lokal ölçekte görülmesine rağmen ağaç gövdelerinde galeri açarak bitkiyi tamamen kurutan Turunçgil uzun antenli böceği, bölgede karantina uygulamalarını zorunlu kılıyor. Öte yandan, bir dönem büyük popülasyona ulaşan Yalancı kelebek ise doğal düşman baskısıyla gerileme sürecine girdi. Doç. Dr. Ak, "Bu durum, biyolojik mücadelenin ne kadar etkili olduğunun kanıtıdır. Ancak iklim koşullarına bağlı olarak bu türlerin yeniden artış gösterme riski her zaman mevcuttur" uyarısında bulundu.

"İT DOLANBACI" OTUNA DA DİKKAT!

İstilacı böceklerin yanı sıra bölgede "İt dolanbacı" veya "yalancı hıyar" olarak bilinen istilacı yabancı otların da yayıldığına dikkat çekildi. Tarım arazilerini saran bu otlar, bitki gelişimini engelliyor. Yetkililer; feromon tuzakları, erken uyarı sistemleri ve biyolojik ajan destekli uygulamaların yaygınlaştırılacağını belirterek; mücadelenin "tespit, biyolojik mücadele, kültürel önlemler ve son çare olarak kimyasal müdahale" sırasıyla yürütülmesi gerektiğini ifade etti.

Editör Notu

Doğu Karadeniz’in o meşhur ılıman havası, ne yazık ki sadece bizler için değil, istilacı türler için de bir "cennet" sunuyor. Doç. Dr. Kibar Ak’ın vurguladığı "doğal düşman" başarısı, aslında kimyasal ilaçlara boğulmadan da doğanın kendi dengesiyle korunabileceğinin en güzel örneği. Ancak kahverengi kokarca ve antenli böcek gibi yüksek tahrip gücü olan türlere karşı toplu bir mücadele şart. Fındık bahçelerimizin geleceği, bugün kurulan feromon tuzaklarına ve gösterilen bilimsel hassasiyete bağlı.

Bölgenizdeki bahçelerde bu istilacı türlerden herhangi birine rastladınız mı? İlaçsız tarım ve biyolojik mücadele yöntemleri hakkındaki görüşlerinizi yorumlarda paylaşın!