
Dünya kayısı başkenti olarak anılan ve Türkiye tarım ekonomisinin en önemli lokomotiflerinden biri olan Malatya, son yılların en zorlu tarımsal sınavlarından birini veriyor. Bölgenin 'sarı altını' olarak bilinen kayısı, küresel iklim krizinin ve peş peşe gelen doğal afetlerin kurbanı olma tehlikesiyle karşı karşıya. Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve Yazıhan Ziraat Odası Başkanı Yunus Kılınç'ın sahadan aktardığı çarpıcı veriler, yaklaşan tehlikenin boyutlarını tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Özellikle son dönemde bölgede şiddetini artıran zirai don, dolu yağışları ve kuraklık gibi yıkıcı doğa olayları, bu yıl Malatya'daki kayısı bahçelerinde beklenen verimi ciddi oranda düşürdü. Üreticinin binbir emekle gözü gibi baktığı bahçeler, iklimin acımasız yüzüne yenik düşerken, hem yerel ekonomi hem de ihracat hedefleri için tehlike çanları çalmaya başladı.
ÇİÇEK ÇOK, TOZLAŞMA YOK: AĞAÇLARDA DON HASARI SÜRÜYOR
Sahadaki tarımsal tablo, uzaktan göründüğünden çok daha karmaşık ve endişe verici bir hal almış durumda. Yunus Kılınç'ın uzman bir gözle detaylandırdığı tabloya göre, baharın gelişiyle birlikte ağaçlarda gözlemlenen yoğun çiçeklenme, üreticide geçici bir umut dalgası yaratsa da, iklim şartları bu umudu hızla sekteye uğrattı. Kılınç, çiçeklenmenin son derece bol olmasına rağmen dengesiz hava dalgaları yüzünden hayati önem taşıyan tozlaşmanın istenilen düzeyde gerçekleşmediğini vurguladı. Özellikle düşük rakımlı bölgelerde verim kaybının çok daha dramatik boyutlarda olduğu ifade ediliyor. Üstelik mesele sadece bu yılın ani hava değişimleriyle sınırlı değil; geçtiğimiz yıl yaşanan şiddetli zirai donun ağaçların yapısında bıraktığı hasar, etkisini bu sezon da hissettirmeye devam ediyor. Malatyalı çiftçi üzerine düşeni eksiksiz yapıp bahçe bakımlarını aksatmasa da, tabiatın gücü karşısında hasat beklentisini küçültmek zorunda kaldı.
14 MAYIS ÇİFTÇİLER GÜNÜ'NDE GÖZLER ANKARA'DA OLACAK
Yaşanan bu ağır verim kaybı, artan üretim maliyetleri altında mücadele eden üreticinin belini iyice bükmüş durumda. Tarım sektörünün nabzını tutan yetkililer, kayısı üreticisinin acil bir can suyuna ihtiyacı olduğunu açıkça ifade ediyor. Bu bağlamda, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü tarihi kritik bir dönüm noktası olarak ajandalara işaretlendi. Bu anlamlı günde Cumhurbaşkanı ile gerçekleştirilecek olan üst düzey görüşmede, Malatyalı çiftçinin talepleri birinci ağızdan devletin zirvesine iletilecek. Masadaki en acil ve hayati beklenti ise, bahçesinden beklediği ürünü alamayan ve finansal daralma yaşayan kayısı üreticilerinin tarımsal kredi borçlarının vakit kaybedilmeden ertelenmesi olacak.
İTHAL KAYISI TEHLİKESİ VE ALTERNATİF ÜRÜN İHTİYACI
İklim krizinin vurduğu darbelerin yanı sıra, üreticinin uykularını kaçıran bir diğer önemli faktör ise pazar dinamiklerine yönelik tehditler. İç piyasadaki rekolte düşüklüğünü dengelemek adına dış ülkelerden getirilen ithal kayısıların piyasaya sürülmesi, zor günlerden geçen yerli üreticiyi daha da endişelendiriyor. Yunus Kılınç, bu hassas noktaya dikkat çekerek, yerli ve milli üretimin mutlak surette korunması ve desteklenmesi gerektiğinin altını kalın çizgilerle çiziyor. Öte yandan, iklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki yıkıcı etkisinin giderek kalıcı bir hale gelmesi, yepyeni bir stratejiyi zorunlu kılıyor. Kılınç'ın uyarıları doğrultusunda, bölgede acil olarak alternatif ürün desenleri üzerine bilimsel çalışmalar yapılması ve çiftçiyi geleceğin iklim şartlarına hazırlayacak yeni destek projelerinin hızla hayata geçirilmesi büyük önem taşıyor.