
Tarım takviminde hasat sezonu hızla yaklaşırken, altın sarısı tarlalarda sadece buğdayın değil, hasattan arta kalan sapların da devasa bir ekonomik döngüsü başlıyor. Ülkenin birçok kentinde faaliyet göstererek tarlalardaki bitki atıklarını ekonomiye kazandıran büyük balyacılık sektörü, yaklaşan yeni sezon öncesinde artan maliyetler ve hammadde fiyatları kıskacında zor günler geçiriyor. Sektörün tecrübeli isimlerinden İslam Bıçak, bu zorlu süreçte doğrudan çiftçilere seslenerek, tarladaki sap fiyatlandırmasında daha makul ve sağduyulu bir yaklaşım sergilenmesi gerektiği yönünde çok kritik bir çağrıda bulundu. Mahsullerden arta kalan sapların büyük bir titizlikle toplanarak hem hayvancılıkla uğraşan besicilere hem de dev enerji firmalarına ulaştırılmasını sağlayan bu sektör, uzaktan bakıldığında kolay görünse de aslında içinde devasa bir operasyon ve yüksek finansal riskler barındırıyor.
MİLYONLUK YATIRIMLAR VE DEV MAKİNE PARKURLARI
İslam Bıçak’ın sahadan aktardığı veriler, büyük balyacılık sektörünün nasıl bir yatırım gerektirdiğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Sadece tek bir balya makinesini tarlada verimli bir şekilde çalıştırabilmek için en az 300 beygir gücünde devasa traktörlere, güçlü yükleyici kepçelere ve özel tırmıklara ihtiyaç duyuluyor. Tüm bu ağır iş makinelerinin ve donanımların bir araya getirilmesiyle oluşan asgari makine parkurunun toplam yatırım maliyeti günümüz şartlarında 40 ile 50 milyon lira gibi dudak uçuklatan seviyelere ulaşıyor. Bıçak, üreticiler arasında balyacıların çok yüksek ve kolay kazanç elde ettiğine dair yaygın ancak son derece yanlış bir algı bulunduğunun altını çizerek, bu devasa yatırımların geri dönüşünün hiç de sanıldığı kadar kolay olmadığını, işletme maliyetlerinin her geçen gün daha da ağırlaştığını belirtiyor.
GÜNLÜK BİR TON MAZOT, YILLIK BİR MİLYONLUK BAKIM
Madalyonun görünmeyen yüzündeki işletme giderleri ise adeta bir fabrika maliyetiyle yarışır cinsten. Sektörde aktif olarak çalışan tek bir makinenin günlük mazot tüketimi ortalama bir tonu buluyor. Sadece makinelerin ve ağır ekipmanların bir tarladan diğer çalışma alanlarına nakledilmesi bile başlı başına devasa bir bütçe gerektiriyor. Üstelik zorlu arazi şartlarında yıpranan bir makinenin yıllık periyodik bakım masrafları yaklaşık 1 milyon liraya dayanmış durumda. Ancak bu zorlu çark döndüğünde ortaya çıkan ekonomik değer de bir o kadar büyük. Bıçak’ın verdiği bilgilere göre, bir sezonda ortalama 25 ile 30 bin ton arasında balya üreten tek bir makine, lojistik sektöründe yaklaşık 2 bin tırlık dev bir nakliye hacmi yaratarak yüzlerce kişiye dolaylı istihdam ve kazanç kapısı açıyor.
DESTEK BEKLENTİSİ VE ÇİFTÇİYE 'İNSAF' ÇAĞRISI
Bu kadar stratejik ve geniş çaplı bir ekosistemi ayakta tutan sektörün en büyük sorunlarından biri ise sahipsizlik. İslam Bıçak, bu zorlu mesleği sürdürebilmek için yüksek faizli kredi kullanımının artık bir zorunluluk haline geldiğini, ancak Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından büyük balyacılara yönelik henüz hiçbir resmi destek mekanizmasının bulunmadığını vurguluyor. Oysa bu alana verilecek her türlü devlet desteğinin, zincirleme bir etkiyle doğrudan çiftçinin cebine olumlu yansıyacağı aşikar. Ham madde fiyatlarına da değinen Bıçak, bazen akıl sınırlarını zorlayan taleplerle karşılaştıklarını belirterek, "Bazı üreticilerimiz, ektiği buğdaydan daha fazla parayı arta kalan sapı için istiyor. Bu maliyetlerle bu çarkın dönmesi, bu sektörün ayakta kalması fiziken mümkün değil. Tüm çiftçilerimizden bu hassas konuda anlayış ve birlik beraberlik bekliyoruz" diyerek sağduyu çağrısını yineliyor. Deneyimli isim, sözlerini tüm tarım ve hayvancılık paydaşları için bereketli, adil ve bol kazançlı bir sezon temennisiyle noktalıyor.