ABD ve İsrail'in İran Operasyonu Piyasaları Vurdu: Gözler Hürmüz'de

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik operasyonu piyasaları sarstı, analistler petroldeki artışın enflasyona etkisine dikkat çekti.

Haber Giriş Tarihi: 02.03.2026 18:15
Haber Güncellenme Tarihi: 02.03.2026 18:15

Ortadoğu coğrafyasında aniden patlak veren ve tüm dünyayı tedirgin eden askeri hareketlilik, küresel finans piyasalarında adeta deprem etkisi yarattı. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı müşterek askeri operasyonun ardından piyasalar yeni haftaya büyük bir belirsizlikle başladı. Yaşanan bu tarihi krizin ekonomik yansımalarını detaylı bir şekilde masaya yatıran Bulls Yatırım Yurtiçi Satış Direktörü Evren Çakarer ile Bulls Portföy Finansal Analisti Salih Oğuzhan Sever, çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Uzman isimler, özellikle enerji koridorlarındaki risklere ve Türkiye ekonomisine yansıyabilecek potansiyel tehlikelere dikkat çekti.

KRİTİK BAŞLIK: HÜRMÜZ BOĞAZI VE KÜRESEL PETROL ARZI

Finansal piyasalardaki ilk reaksiyonun beklendiği üzere doğrudan enerji fiyatlarına yansıdığını belirten analist Salih Oğuzhan Sever, jeopolitik riskin tam merkezinde stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nın yer aldığını vurguladı. Küresel petrol arzının çok önemli bir kısmının bu dar geçitten sağlandığını hatırlatan Sever, olası bir kapanma ya da arz kesintisi ihtimalinin fiyatlamalarda ana belirleyici olacağını ifade etti. Sever, "Savaş haberleri sonrası Brent petrol 73 dolar seviyesinden hızla 80 doların üzerine çıkarak 82 doları test etti. Gün içinde yüzde 7'ye varan artışın ardından fiyatlar 77-78 dolar bandında dengelendi" diyerek piyasadaki ilk paniğin rakamsal boyutunu ortaya koydu.

KÜRESEL PİYASALARDA NEGATİF SEYİR VE ALTININ TEPKİSİ

Operasyon haberleriyle birlikte küresel ölçekteki diğer yatırım araçlarında da ciddi dalgalanmalar gözlemlendi. Sever'in paylaştığı verilere göre; Asya piyasaları güne yüzde 1 ile 1.5 arasında değişen düşüşlerle işlem görerek başlarken, ABD 10 yıllık tahvil faizlerinde yüzde 4.10 seviyelerinden yüzde 3.96'ya doğru bir gerileme yaşandı. Güvenli liman altına olan talep yüzde 2'nin üzerinde bir yükseliş getirirken, doların yatay seyrettiği, Euro cephesinde ise negatif bir açılışın dikkat çektiği belirtildi. Sever, altının petrole kıyasla daha sakin kalmasının nedenini ise gerilimin piyasalar tarafından bir miktar önceden fiyatlanmış olmasına bağladı.

AKARYAKITTA 75 TL TEHLİKESİ VE ENFLASYON RİSKİ

Yaşanan bu küresel enerji krizinin Türkiye ekonomisi açısından son derece kritik bir viraj olduğunu belirten analist Sever, petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artışın enflasyona 0.5 ila 1 puan arasında olumsuz etki yapabildiğini hatırlattı. Ocak ve şubat ayı enflasyon verilerinin zaten yüksek geldiğine dikkat çeken Sever, "Brent petrolün 100 dolara yönelmesi halinde; motorin fiyatlarının 75 TL'ye, benzin fiyatlarının 70 TL'nin üzerine çıkması, doğal gaz maliyetlerinin artması enflasyonla mücadeleyi ciddi şekilde zorlaştırabilir" uyarısında bulunarak olası bir enerji şokunun ikinci tur yıkıcı etkiler yaratabileceğini ifade etti.

MERKEZ BANKASI'NDAN LİKİDİTE VE KUR HAMLESİ

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) artan tansiyon karşısında aldığı önlemlere de değinen Sever, atılan adımların amacını açıkladı. Merkez Bankası'nın bir hafta vadeli repo ihalelerine ara verdiğini ve TL uzlaşmalı vadeli döviz satım işlemlerine başlayacağını duyurduğunu hatırlatan Sever, bu hamlelerin likiditeyi sıkılaştırma ve kurdaki olası oynaklığı sınırlama amacı taşıdığını belirtti. Sever, Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelerin, ABD'den gelecek diplomatik mesajların ve Brent petrolde 81-82 dolar eşiğinin önümüzdeki günlerde piyasaların yönünü çizeceğini aktardı.

BORSADA AÇIĞA SATIŞ YASAĞI VE 100 DOLAR SENARYOSU

Bulls Yatırım Yurtiçi Satış Direktörü Evren Çakarer ise Türkiye'nin jeopolitik konumu gereği bu gelişmelerden doğrudan etkilendiğini ve Türkiye CDS priminin 234 seviyelerine yükseldiğini belirtti. Vadeli piyasalardaki yüzde 3.50 bandına varan düşüşü "normal reaksiyon" olarak değerlendiren Çakarer, ekonomi yönetiminin aldığı acil koruyucu tedbirleri hatırlattı. Açığa satış işlemlerinin 6 Mart'a kadar yasaklandığını, emir/işlem oranının 5'e 1'den 3'e 1'e düşürüldüğünü belirten Çakarer, "Petrol fiyatlarında kalıcı bir 100 dolar senaryosu Türkiye açısından hem enflasyon hem de büyüme görünümünü yeniden şekillendirebilir" diyerek sözlerini noktaladı.

Editör Notu

Haber bültenlerinde duyduğumuz o "Hürmüz Boğazı, CDS primleri, Brent petrol" gibi fiyakalı ve uzak ekonomik terimlerin aslında hayatımızın tam ortasında, cüzdanımızın ta içinde olduğunu bir kez daha acı bir şekilde tecrübe ediyoruz. Binlerce kilometre ötede atılan füzelerin, sabah işe giderken aracımıza alacağımız benzinin litresini 70 liralara, motorini 75 liralara çıkarma ihtimali bile insanın uykularını kaçırmaya yetiyor. Enflasyonla zaten dişe diş bir mücadele verirken, market poşetlerini doldurmak her geçen gün zorlaşırken, küresel satranç tahtasındaki bu tehlikeli hamlelerin faturasını yine dünyanın dört bir yanındaki sıradan vatandaşlar ödeyecek gibi duruyor. Umarım diplomasi galip gelir de, bu korkutucu 100 dolar senaryoları sadece analiz raporlarında kalır.

Sizce Ortadoğu'daki bu savaş iklimi ülkemizdeki akaryakıt fiyatlarını ve marketteki etiketleri ne yönde etkiler? Alınan ekonomik tedbirler bu dalgayı kırmaya yeter mi? Yorumlarda o samimi düşüncelerinizi bizimle paylaşın.