Eğitimde yeni dönem sinyali: "Ders saati değil, öğrenci emeği esas alınmalı"

Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, TÖZOK Sempozyumu'nda Türk eğitim sistemi için kritik bir yol haritası çizdi.

Haber Giriş Tarihi: 02.02.2026 21:30
Haber Güncellenme Tarihi: 02.02.2026 21:30

Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, Türkiye'nin yükseköğretimde Avrupa ile tam uyumlu (Bologna Süreci) bir altyapıya sahip olduğunu vurguladı. Durman, üniversitelerdeki "kredi sistemi", "kalite güvencesi" ve "diploma şeffaflığı" gibi başarılı modellerin, okul öncesinden lise sonuna kadar tüm eğitim kademelerine entegre edilmesini önerdi.

Türkiye Özel Okullar Derneği (TÖZOK) tarafından düzenlenen ve eğitim dünyasının rotasını belirleyen sempozyumda kürsüye çıkan Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman, Türk eğitim sisteminin geleceği için kritik tespitlerde bulundu. Türkiye'nin eğitimde sanılandan çok daha güçlü bir birikime sahip olduğunu belirten Durman, bu gücün "parçalı" yapıdan kurtarılıp "bütüncül" bir sisteme dönüştürülmesi gerektiğini savundu.

Prof. Dr. Durman'ın konuşmasının odağında, Avrupa yükseköğretim alanını yeniden şekillendiren ve Türkiye'nin de 2001 yılından beri parçası olduğu "Bologna Süreci" vardı.

Üniversitedeki Başarı Liseye Taşınmalı

Türkiye'nin 49 ülkeyi kapsayan bu sürece en hızlı uyum sağlayan ülkelerden biri olduğunu hatırlatan Durman, üniversitelerimizde oturtulan sistemin dünya standartlarında olduğunu vurguladı. Durman, "Ülkemiz, üniversitelerde kredi sistemi, diploma şeffaflığı ve kalite güvencesi gibi alanlarda Avrupa ile uyumlu uygulamaları uzun süredir başarıyla hayata geçiriyor. Bu deneyim, okul öncesinden lise sonuna kadar olan kademeler için de ilham verici olabilir" diyerek, başarının alt kademelere yayılmasını önerdi.

"Sadece Ders Saati Değil, Öğrenci Emeği"

Rektör Durman'ın en dikkat çeken vurgusu, eğitimdeki "yük" kavramına getirdiği yeni bakış açısı oldu. Mevcut sistemde derslerin genellikle haftalık saat üzerinden hesaplandığını, ancak üniversitelerde (AKTS/ECTS sistemiyle) **"öğrenci iş yükü"**nün esas alındığını belirtti.

Bu sistemin liselere uyarlanması durumunda öğrencinin sadece sınıfta geçirdiği sürenin değil; ev ödevi, proje hazırlığı, bireysel çalışma gibi "emeğinin" de kredilendirileceği bir yapı oluşabilir. Durman, "Bu mantık doğru tasarlanırsa, okullarda öğrencilerin öğrenme sürecini daha sağlıklı planlamaya ve yükü dengeli dağıtmaya katkı sunabilir" dedi.

Diplomalar Dünyada Geçerli Hale Geliyor

Konuşmanın bir diğer önemli başlığı ise "şeffaflık"tı. Üniversitelerden mezun olan öğrencilere verilen Diploma Eki (Diploma Supplement) sayesinde, alınan eğitimin içeriğinin dünyanın her yerinde anlaşılır olduğunu belirten Durman, bu şeffaflığın tüm kademelere yayılması gerektiğini savundu.

Durman sözlerini şöyle noktaladı: "Türkiye, eğitimde uluslararası standartlarla uyumlu çok önemli adımlar atmış bir ülke. Gelecek, eğitim sistemlerini 'yaşam boyu öğrenme' perspektifiyle ve tüm bileşenleriyle tasarlayan ülkelerin olacaktır. Elimizdeki bu güçlü altyapıyı daha bütüncül bir bakışla ileriye taşımalıyız."

Özetle Prof. Dr. Durman; üniversitelerin sahip olduğu kurumsal hafıza ve uluslararası standardın, ilkokuldan liseye kadar Türk eğitim sistemine "ağabeylik" yapabileceğini ve kaliteyi tabana yayabileceğini işaret etti.

Editörün Notu: "Prof. Dr. Durman'ın bahsettiği 'Bologna Süreci', aslında öğrencinin bir dersten geçmesi için harcadığı toplam eforu (ders+ödev+sınav hazırlığı) ölçen bir sistemdir. Lise eğitimimizde öğrencilerimizin en büyük şikayeti 'çok ders, çok ödev, az zaman' döngüsü. Eğer üniversitelerdeki bu 'iş yükü hesabı' liselere de gelirse, müfredat sadece ders saatine göre değil, öğrencinin insani sınırlarına ve kapasitesine göre daha adil bir şekilde planlanabilir. Bu, eğitimde nicelikten niteliğe geçişin anahtarı olabilir."

HABER ÖNERİSİ: Türkiye'den Suriye'ye "gönüllü dönüş" süreci nasıl işliyor?