
İstanbul Rumeli Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, beslenme alanının en hassas ve güncel konularından biri olan yeme bozukluklarına ışık tutmak amacıyla “Yeme Bozuklukları: Vakalarla Öğreniyoruz” başlıklı bir program düzenledi. Dr. Öğr. Üyesi Şefika Aydın Selçuk koordinasyonunda gerçekleşen etkinlikte, Uzman Diyetisyen Buket Sözan geleceğin diyetisyenlerine ve katılımcılara hayati bilgiler aktardı. Sözan, yeme bozukluklarını sadece kilo değişimi üzerinden okumanın eksik ve yanıltıcı bir yaklaşım olacağını belirterek; bu tabloların bireyin özbenliği, stresle baş etme kapasitesi ve sosyal çevresiyle şekillenen çok boyutlu birer "yardım çağrısı" olduğunu vurguladı.
"Beslenme Öyküsü, Tedavinin Temel Taşıdır"
Klinik değerlendirme sürecinde danışandan alınan beslenme öyküsünün bir "dedektiflik titizliğinde" olması gerektiğini ifade eden Buket Sözan, sadece ölçülen kilonun (antropometrik ölçümler) veya kan tahlillerinin (laboratuvar bulguları) tek başına yeterli olmadığını söyledi. Bireyin yaşam öyküsü, çocukluk travmaları ve mevcut stres faktörleri bir araya getirilmeden sürdürülebilir bir tedavi planı oluşturmanın mümkün olmadığını kaydetti.
Multidisipliner Ekip: Başarının Altın Anahtarı
Yeme bozuklukları tedavisinin "tek kişilik bir dev kadro" ile yürütülemeyeceğini belirten Sözan, başarılı sonuçlar için üçlü sacayağının zorunlu olduğunu ifade etti. Bu kapsamda; her meslek grubunun sürece kattığı farklı uzmanlık alanlarını şu şekilde tablolaştırdı:
Branş Tedavi Sürecindeki Rolü Diyetisyen Beslenme rehabilitasyonu, beslenme öyküsü ve antropometrik takip. Hekim Fiziksel komplikasyonların yönetimi ve metabolik denetim. Psikolog / Psikiyatrist Beden algısı, duygu durum yönetimi ve davranışsal kökenlerin tedavisi.Tedavinin Görünmez Gücü: Empatik İletişim
Teknik bilgi kadar önemli olan bir diğer unsurun ise "iletişim dili" olduğunu söyleyen Uzman Diyetisyen Sözan, danışanla kurulan bağın kalitesinin tedavinin sürdürülebilirliğini belirlediğini vurguladı. Yargılayıcı olmayan, destekleyici ve empatik bir yaklaşımın, hastanın sürece uyumunu artırdığını belirten Sözan, "Güven ilişkisi kurulmadan yapılan hiçbir müdahale uzun vadede kalıcı olamaz" diyerek etik ilkelerin altını çizdi. Etkinlik, gerçek vaka analizleri ve ayırıcı tanı tartışmalarıyla, katılımcıların teorik bilgilerini uygulamaya dökme şansı bulmasıyla sona erdi.
Editörün Notu: Tabağın İçindekinden Daha Fazlası
"Açıkçası 2026 yılında, sosyal medyanın 'mükemmel beden' baskısının zirve yaptığı bir çağda, yeme bozukluklarını konuşmak her zamankinden daha önemli. Uzm. Dyt. Buket Sözan'ın vurguladığı 'psikososyal geçmiş' detayı, aslında buzdağının suyun altında kalan kısmını temsil ediyor. Bence bir diyetisyenin sadece kalori hesaplaması değil, danışanının gözlerindeki o stresli ifadeyi de okuyabilmesi gerekiyor. HaberXR ekibi olarak, bu bütüncül yaklaşımın yaygınlaşmasını çok önemsiyoruz. Unutmayın; yeme bozuklukları bir seçim değil, bir rahatsızlıktır ve doğru bir ekiple iyileşmek mümkündür."