Zonguldak'ın 2 Asırlık Çivisiz Camisi Zamana Direniyor

Zonguldak'ın Çaycuma ilçesinde 'çantı' tekniğiyle çivi kullanılmadan inşa edilen 2 asırlık ahşap cami, ihtişamıyla zamana meydan okuyor.

Haber Giriş Tarihi: 08.04.2026 13:30
Haber Güncellenme Tarihi: 08.04.2026 13:30

Zonguldak'ın Çaycuma ilçesinde 'çantı' tekniğiyle çivi kullanılmadan inşa edilen 2 asırlık ahşap cami, ihtişamıyla zamana meydan okuyor.

2 ASIRLIK "ÇANTI" MİMARİSİ

Zonguldak’ın Çaycuma ilçesine bağlı Akçahatipler Köyü'nde bulunan Merkez Camisi, çivi kullanılmadan ahşapların birbirine geçirilmesiyle uygulanan "çantı" tekniğiyle 2 asırdır cemaatine hizmet vermeye devam ediyor. Anadolu’nun ahşap mimarisinin en nadide örneklerinden biri olan ve mimarı tam olarak bilinmeyen bu tarihi yapının, zamana meydan okuyan duruşuyla dikkat çektiği bildirildi.

CİVAR KÖYLERİN DE İBADET MERKEZİYDİ

Geçmişte civar köylerde başka cami bulunmadığı için bölge halkının tek ibadet merkezi konumunda olduğu belirtilen yapının, artan cemaat ihtiyacını karşılamak üzere ikinci katının da inşa edilerek hizmete açıldığı aktarıldı. Günümüzde havadan dron ile de görüntülenen bu eşsiz eserin, mimarisiyle yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgisini çektiği ifade edildi.

BAKIMINI KÖY HALKI ÜSTLENDİ

Köy azası İsmail Kızıltoprak (59), tarihi caminin bakımını dedesinden ve babasından devraldığını belirterek, yapının korunması için kendi imkanlarıyla seferber olduklarını anlattı. Ağaçların kütük olarak tek tek el işçiliğiyle biçilip hazırlandığını söyleyen Kızıltoprak, ahşap koruyucularla dış bakımlarını yaptıklarını ve ömürleri vefa ettiği sürece bu emanete sahip çıkacaklarını vurgulayarak, eserin yaşatılması için yetkililerden de destek beklediklerini dile getirdi.

EDİTÖRÜN NOTU: Anadolu'nun bağrında, tek bir çivi dahi çakılmadan sadece ahşabın ve ustaca bir emeğin birleşimiyle 2 asırdır ayakta duran bu eserler, kültürel hafızamızın en değerli yapı taşlarıdır. Akçahatipler köyü sakinlerinin, atalarından miras kalan bu tarihi mabedi kendi imkanlarıyla yaşatma çabası her türlü takdiri hak ediyor. Ancak böylesi nadide bir mimari mirasın, sadece köylülerin omuzlarına bırakılmadan Kültür Bakanlığı gözetiminde profesyonelce korunması ve desteklenmesi şarttır.