
Afyonkarahisar’ın Çay, Bolvadin ve Sultandağı ilçe sınırları içerisinde yer alan, Türkiye’nin 12’nci büyük gölü olan Eber Gölü, son yılların en sert kış koşullarıyla birlikte tamamen dondu. Bölgede hava sıcaklıklarının geceleri eksi 15 dereceye kadar düşmesiyle birlikte göl yüzeyi buzla kaplanırken, bu durum hem doğal yaşamı hem de gölden geçimini sağlayan vatandaşları doğrudan etkiledi.
Eber Gölü’nün son dört yıldır tamamen donmadığını belirten göl kılavuzlarından Kadir Ateş, bu yıl yaşanan soğukların olağanüstü boyutlara ulaştığını söyledi. Ateş, göl yüzeyinin tamamen buzla kaplanması nedeniyle şu an göle girmenin son derece zor ve tehlikeli olduğunu ifade etti.
Soğuk hava koşulları, gölde yaşayan su kuşlarını da olumsuz etkiliyor. Göl yüzeyinin donmasıyla birlikte kuşların besine ulaşmakta zorlandığını belirten Ateş, doğal yaşamın bu süreçte ciddi risk altında olduğunu dile getirdi. Bölgedeki çevreciler ve doğa gözlemcileri ise özellikle kuşlar için yemleme ve koruma çalışmalarının önemine dikkat çekiyor.
Öte yandan Eber Gölü, yalnızca ekosistemiyle değil, ekonomik değeriyle de dikkat çekiyor. Yurt dışına ihraç edilen kamışların biçim çalışmaları, buzlanma nedeniyle geçici olarak durduruldu. Kayıkların buzlar arasında kilitlendiğini söyleyen Ateş, kamışçılar için çalışmaların şimdilik askıya alındığını belirtti.
Soğukların devam etmesi halinde geleneksel yöntemlere geçileceğini aktaran Ateş, “Önümüzdeki günlerde don devam ederse kızaklı sistemle çalışma başlar. Buzun üzerinde kamışlar biçilir ve kızak yöntemiyle kıyıya taşınır” dedi. Bu yöntemin geçmiş yıllarda sıkça kullanıldığını ancak son dönemde iklim koşulları nedeniyle nadiren uygulandığını vurguladı.
Uzmanlar, Eber Gölü’nün tamamen donmasının iklim değişikliği ve aşırı hava olaylarının Türkiye’deki etkilerine dair önemli bir gösterge olduğunu belirtiyor. Yaşanan bu durumun hem ekolojik hem de ekonomik sonuçlarının yakından takip edilmesi gerektiği ifade ediliyor.
Editörün Notu
Aşırı soğuklar ve ani iklim olayları, göl ekosistemlerini ve bu alanlardan geçimini sağlayan toplulukları doğrudan etkiliyor. Uzmanlar, sulak alanların korunması, doğal yaşamın desteklenmesi ve iklim değişikliğine karşı uzun vadeli çevre politikalarının önemine dikkat çekiyor.