Van'da Yırtıcı Kuşlar Özgürlüğe Gün Sayıyor!

Van YYÜ Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi'nde, çetin kış şartları ve avcı baskısıyla yaralanan yırtıcı kuşların tedavileri tamamlanarak; Nevruz'un gelişiyle birlikte yeniden doğaya salınacakları o özgür gün bekleniyor.

Haber Giriş Tarihi: 22.03.2026 09:00
Haber Güncellenme Tarihi: 22.03.2026 09:00

Van YYÜ Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi'nde, çetin kış şartları ve avcı baskısıyla yaralanan yırtıcı kuşların tedavileri tamamlanarak; Nevruz'un gelişiyle birlikte yeniden doğaya salınacakları o özgür gün bekleniyor.

VAN GÖLÜ HAVZASI'NIN ŞİFA MERKEZİNDE GERİ SAYIM

Van Gölü Havzası’nın o sarp ve zorlu coğrafyasında dondurucu kış şartları, açlık ve acımasız avcı baskısı gibi çeşitli nedenlerle yaralanarak bitkin düşen yaban kuşları, yeniden gökyüzüyle buluşmak için adeta gün sayıyor. Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) 14. Bölge Müdürlüğü ekiplerinin ve doğaya duyarlı vatandaşların seferberliğiyle koruma altına alınan bu eşsiz canlılar, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Yaban Hayvanları Koruma ve Rehabilitasyon Merkezi’ne ulaştırılıyor. Merkez Müdürü Prof. Dr. Lokman Aslan ve ekibinin titiz çalışmalarıyla tedavi edilen Kızıl Akbaba, Şahin, Puhu ve Kaya Kartalı gibi çok sayıda yırtıcı kuş; düzenli beslenme ve rehabilitasyon süreçlerinin ardından uçma kabiliyetlerini yeniden kazanarak kısa süre içerisinde o özgür doğal yaşam alanlarına salınmaya hazırlanıyor.

PROF. DR. LOKMAN ASLAN: "AMACIMIZ DOĞADA BİR CANLININ EKSİLMEMESİ"

Bu devasa operasyonun ardındaki felsefeyi kelimelere döken Prof. Dr. Lokman Aslan, Van Gölü Havzası’ndaki bütün yaban hayvanlarının sorunlarıyla ilgilendiklerini belirterek bölgenin nabzını tutuyor. Doğal hayatla ilgili kurumlarla koordinasyon sağlayarak bu habitatın bozulmaması için sarsılmaz bir çaba yürüttüklerini ifade eden Aslan; DKMP 14. Bölge Müdürlüğüne bağlı Siirt, Hakkari, Bitlis, Muş ve Van illerinden gelen yaralı hayvanları tedavi edip tekrar doğaya kazandırdıklarını vurguluyor. Başarılı profesör, vizyonlarını şu çarpıcı sözlerle özetliyor: "Amacımız doğada bir tane canlının eksilmemesi. Hayvanat bahçesi gibi esarette olan hayvanlar yerine tedavilerini ve rehabilitasyonlarını yapıp doğaya bırakmaktayız."

HAKKARİ'DEN GELEN KIZIL AKBABA VE NEVRUZ MÜJDESİ

Yılın her gününde, her haftasında, her ayında ve her mevsiminde merkeze yaban hayvanları getirildiğini söyleyen Prof. Dr. Aslan, özellikle kış sezonuna girildiğinde göçemeyen veya nakil durumunda olan hayvanların merkeze sığındığını aktarıyor. Kış sezonunda tekrar doğaya bırakıldıklarında hayatta kalamayacak olan bu canlıları kış boyunca habitatlarına uygun şekilde misafir ettiklerini belirten Aslan, Hakkari'den gelen bir Kızıl Akbaba'nın da bu süreçte kendini toparladığını ve yakında o görkemli doğal alanına bırakılacağını müjdeliyor. "Baharın ve Nevruz’un gelmesiyle yeniden hayatın canlanmasına bağlı olarak bunu da tekrar doğaya bırakacağız ve doğada yaşaması için gerekli bütün çabaları kazanımları yaptık. Şimdi de doğaya bırakmak istiyoruz" sözleriyle de tabiatın o uyanış ritmine uyum sağladıklarını kanıtlıyor.

OKLU KİRPİ, PUHU VE KAYA KARTALLARI DOĞAYA DÖNÜYOR

Merkezdeki güncel hasta bilançosunu da tüm şeffaflığıyla paylaşan Prof. Dr. Aslan; şu an itibariyle merkezde 1 Oklu Kirpi, 2 Kaya Kartalı ve 1 Şahin'in tedavilerinin aralıksız devam ettiğini belirtiyor. Diğer yandan tedavisi başarıyla tamamlanan 1 Oklu Kirpi, 2 Kaya Kartalı ve 2 Puhu'nun ise doğaya dönmeye hazır olduğunu açıklıyor. İnsanla hiç temasa geçmemiş bu yaban hayvanlarının, Doğa Koruma Milli Parklar 14. Bölge Müdürlüğüne teslim edilerek uygun görülen bir tarihte, geldikleri o asıl habitatlarına salınacağını ve ekolojik dengedeki yerlerini yeniden alacaklarını gururla ifade ediyor.

EDİTÖRÜN NOTU: Yabani hayvanları kafeslerin ardına kilitleyip birer sergi nesnesine dönüştüren o "hayvanat bahçesi" zihniyetine karşı, Prof. Dr. Lokman Aslan'ın ortaya koyduğu "Esaret yerine tedavi edip doğaya bırakıyoruz" vizyonu kelimenin tam anlamıyla asil bir insanlık duruşudur. Hakkari'den Van'a kadar uzanan o geniş coğrafyada avcıların saçmalarıyla veya kışın ayazıyla yere düşen bir Kızıl Akbaba'yı Nevruz'un gelişiyle tekrar gökyüzüne salmak, sadece bir veterinerlik başarısı değil; Anadolu'nun o sarsılmaz ekolojik dengesine edilmiş devasa bir yemin ve hizmettir.