Uzman İsimden Marmara Depremi Uyarısı: 150 KM'lik Hat Bekliyor

Japon uzman Yoshinori Moriwaki, Arel Üniversitesi'ndeki panelde Marmara için büyük deprem uyarısı yaparak Türkiye'nin riskine dikkat çekti.

Haber Giriş Tarihi: 03.03.2026 15:00
Haber Güncellenme Tarihi: 03.03.2026 15:00

Deprem Haftası kapsamında İstanbul Arel Üniversitesi tarafından düzenlenen "Deprem Haftası: Risk Alma, Önlem Al!" paneli, beklenen Marmara depremi ve kentsel dönüşüm gerçeğini bir kez daha gündeme taşıdı. Türkiye'nin en büyük metropolü olan İstanbul'da, fay hatlarının ürettiği riskler sadece bilimsel bir araştırma konusu değil, milyonlarca insanın can güvenliğini doğrudan ilgilendiren hayati bir mesele olarak öne çıkıyor. Japon deprem uzmanı Yoshinori Moriwaki'nin de katılım sağladığı etkinlik, genç mühendis adaylarına ve topluma afet bilinci konusunda uzman ağzından kritik bir perspektif sundu.

JAPONYA'DAN DAHA YÜKSEK RİSK TAŞIYORUZ

Panelde söz alan Yoshinori Moriwaki, Türkiye’nin aktif fay hatları üzerindeki jeolojik konumunu değerlendirirken oldukça dikkat çeken bir kıyaslamaya imza attı. Türkiye'nin sismik açıdan Japonya'dan daha tehlikeli bir risk taşıdığını belirten Moriwaki, özellikle Marmara Bölgesi'ndeki enerji birikimine odaklandı. Uzman isim, Bandırma, Balıkesir ve Demirköprü hattında uzun bir süredir büyük çaplı bir hareketlilik yaşanmamasının, o bölgede ciddi bir sismik risk birikimine işaret ettiğini vurguladı. Balıkesir'de geçtiğimiz yıl meydana gelen sarsıntıların fay hareketinden ziyade magma kaynaklı olduğunu hatırlatan Moriwaki, asıl büyük deprem beklentisinin Marmara Denizi içerisindeki fay hatlarında yoğunlaştığını kaydetti.

150 KİLOMETRELİK FAY HATTI KIRILMAYI BEKLİYOR

Sismik hareketliliğin bölgesel analizini yapan Moriwaki, Silivri açıklarındaki duruma ve Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın kuzey kolundaki tehlikeli enerji birikimine dikkat çekti. Küçükçekmece’den başlayıp Yalova ve Çınarcık hattına kadar uzanan yaklaşık yüz elli kilometrelik bir segmentin kırılmayı beklediğini açıkça ifade etti. Bölgedeki sismik yükün hafiflemesi açısından orta ölçekli sarsıntıların önemine değinen uzman, 23 Nisan tarihinde meydana gelen depremin enerjiyi kısmen boşaltması sebebiyle olumlu bir gelişme olduğunu belirterek, "İyi ki 23 Nisan depremi oldu" değerlendirmesinde bulundu.

DEPREM OLMADAN KENDİLİĞİNDEN YIKILAN BİNALAR VAR

Etkinliğin organizasyonunu üstlenen Yapı Kulübü, akademi dünyasını ve iş dünyasını aynı platformda buluşturarak sorunun farklı boyutlarını ele aldı. Panelde yapı stokunun mevcut durumunu değerlendiren Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Fatih Altan (ing), kentsel dönüşüm sürecinin hayati önemine vurgu yaptı. Türkiye'de bugün herhangi bir sarsıntı yaşanmadan, tamamen kendiliğinden yıkılan binalar görüldüğünü belirten Altan, bu tablonun fiziksel vahametini ortaya koydu. Altan, bu gerçekler ışığında kentsel dönüşümün artık ertelenebilir bir tercih olmaktan çıktığını ve can güvenliğini sağlamak adına kesin bir zorunluluk haline geldiğini ifade etti.

Panelin diğer konuşmacılarından Hocaoğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Okan Hocaoğlu sismik izolatör teknolojileri hakkında katılımcıları detaylıca bilgilendirirken, Prof. Dr. Mehmet Palancı da mevcut inşaat yapıları üzerine kapsamlı teknik değerlendirmeler sundu.

GELECEĞİN MÜHENDİSLERİNE HAYATİ SORUMLULUK ÇAĞRISI

Üniversitelerin sadece teorik eğitim veren kurumlar değil, aynı zamanda toplumsal farkındalık inşa eden öncü merkezler olması gerektiği fikri panelin ana mesajlarından biriydi. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Dr. Mehdi Öztürk, mühendisliğin sadece teknik bir alan olmadığını, taşıdığı hayati sorumluluklarla birlikte sıkı bir mesleki etik gerektirdiğini genç adaylara hatırlattı.

Etkinlik sonrasında yayımlanan mesajda ise Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Özlem Tarı İlgin, öğrencilere seslenerek teknik yeterliliğin mutlaka toplumsal sorumluluk ve etik bilinçle harmanlanması gerektiğini vurguladı. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği soru-cevap bölümünde ise kentsel dönüşüm süreçlerinden afet sonrası koordinasyon senaryolarına, yapıların deprem direncinin artırılmasından modern mühendislik uygulamalarına kadar pek çok hayati konu tartışılarak geleceğin yapı uzmanlarına sahadan doğrudan bilgi aktarıldı.