
Kuş halkalama çalışmaları, dünya genelinde yüz yılı aşkın süredir kullanılan önemli bir bilimsel yöntem olarak doğa araştırmalarında kritik veriler sunuyor. Bu yöntem sayesinde kuş türlerinin göç stratejileri, konaklama ve kışlama alanları, üreme bölgeleri ile yaşam süreleri hakkında detaylı bilgiler elde ediliyor.
Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında hazırlanan “Türkiye Ulusal Halkalama Çalışmaları 2025 Raporu”, Türkiye’nin göç yolları üzerindeki kuş popülasyonlarının korunmasına yönelik önemli veriler ortaya koydu.
EN FAZLA HALKALAMA IĞDIR’DA YAPILDI
Rapora göre 2025 yılında üç farklı halkalama istasyonunda toplam 179 türden 34 bin 360 kuş halkalandı. Çalışmaların en yoğun yürütüldüğü merkez ise Iğdır’daki Aras Kuş Araştırma ve Eğitim Merkezi oldu.
Halkalanan kuş türleri arasında en fazla görülenler ise şu şekilde sıralandı:
Karabaşlı ötleğen
Kızılgerdan
Çıvgın
Söğütbülbülü
Boz ötleğen
Yetkililer ayrıca koruma çalışmaları kapsamında el konulan ve tedavisi tamamlanan kuşların da doğaya yeniden kazandırıldığını belirtti. Bu kapsamda 22 farklı türden 100 kuş, tedavi süreçlerinin ardından halkalanarak doğal yaşam alanlarına bırakıldı.
8 YIL SONRA TÜRKİYE’DE GÖRÜLDÜ
Halkalama çalışmaları yalnızca anlık veri değil, uzun yıllara yayılan bilimsel bilgiler de sunuyor. 2025 yılı içinde 13 türden 31 kuşa ait geri bildirim elde edildi.
En dikkat çekici kayıt ise 2017 yılında İsrail’de halkalanan bir küçük sumruya ait oldu. Söz konusu kuş, halkalandıktan yaklaşık 8 yıl sonra Türkiye’de canlı olarak gözlemlendi.
LEYLEĞİN 7 BİN KİLOMETRELİK YOLCULUĞU
Rapordaki en uzun mesafeli geri bildirim ise Sinop’ta halkalanan bir leylekten geldi. 12 Haziran 2024 tarihinde Sinop’un Saraydüzü ilçesinde halkalanan leylek, yaklaşık 7 bin 182 kilometre uzaklıktaki Güney Afrika Cumhuriyeti’nde canlı olarak tespit edildi.
Türkiye’de Iğdır Aras Kuş Araştırma ve Eğitim Merkezi, Ankara Eymir Kuş Halkalama İstasyonu ve Boğazkent Uygulamalı Çevre Eğitimi ve Kuş Halkalama İstasyonu’nda yürütülen bu çalışmalar, hem bilimsel araştırmalara katkı sağlıyor hem de doğa koruma bilincinin toplumda yaygınlaşmasına yardımcı oluyor.