
Tarım alanlarında ciddi ürün kayıplarına yol açan kahverengi kokarca zararlısı hakkında dikkat çeken bir değerlendirme geldi. Uzmanlara göre son yıllarda hızla yayılan ve özellikle meyve üreticileri için büyük tehdit oluşturan zararlının popülasyonu zirve seviyeye ulaşmış durumda. Yapılan çalışmalar ve biyolojik mücadele yöntemleri sayesinde popülasyonun önümüzdeki yıllarda kademeli olarak azalması bekleniyor.
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölüm Başkanı Prof. Dr. İslam Saruhan, kahverengi kokarca ile mücadelede gelinen son noktaya ilişkin açıklamalarda bulundu. Zararlının Türkiye’ye girişinin üzerinden yaklaşık 8 yıl geçtiğini belirten Saruhan, bu süre zarfında popülasyonun hızla artarak geniş bir alana yayıldığını ifade etti.
Saruhan, kahverengi kokarcanın istilacı bir tür olduğunu ve yeni girdiği bölgelerde hızla çoğaldığını belirterek popülasyonun şu anda en yüksek seviyelerinden birinde olduğunu söyledi. Daha önce bu zararlının görüldüğü ülkelerde de benzer bir süreç yaşandığını ifade eden Saruhan, doğru mücadele yöntemleri uygulandığında popülasyonun zamanla düşüşe geçeceğini dile getirdi.
Uzmanlara göre kahverengi kokarcanın tamamen yok edilmesi oldukça zor. Ancak alınan önlemler ve doğada bulunan doğal düşmanların artmasıyla zararlının etkisi zamanla azalabiliyor. Saruhan, mevcut mücadele yöntemlerinin ve doğru stratejilerin uygulanması halinde popülasyonun bu yıllardan itibaren düşüş eğilimine gireceğini öngördüklerini belirtti. Buna göre zararlının doğal dengeye ulaşmasının yaklaşık 8 ila 10 yıl sürebileceği ifade ediliyor.
Kahverengi kokarcanın ana vatanının Çin, Japonya ve Güney Kore olduğunu belirten Saruhan, bu bölgelerde zararlının doğal düşmanlarından biri olan samuray arısının yaygın şekilde bulunduğunu söyledi. Bu nedenle söz konusu ülkelerde zararlının daha kolay kontrol altında tutulabildiğini dile getirdi.
Türkiye’de de biyolojik mücadele kapsamında samuray arıcığının üretimi ve doğaya salımı çalışmalarının sürdüğünü belirten Saruhan, bu yöntemin uzun vadede etkili olabileceğini ifade etti. Doğal denge içerisinde samuray arısının kahverengi kokarca popülasyonunu önemli ölçüde kontrol altına almasının yaklaşık 10 yıllık bir süreç gerektirdiğini vurguladı.
Uzmanlar, çiftçilerin mücadelede doğru yöntemleri uygulamasının büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor. Üreticilerin zararlıyı yeterli yoğunlukta gördüklerinde ruhsatlı ilaçları uygun doz ve zamanda kullanmaları gerektiği belirtiliyor. Bunun yanında doğal dengeyi bozabilecek yanlış uygulamalardan kaçınılması gerektiği ifade ediliyor.
Saruhan ayrıca üreticilerin sık yaptığı bazı hatalara da dikkat çekti. Özellikle hasat edilmiş ürünlerde ve kapalı alanlarda kimyasal kullanımının zararlıya karşı beklenen etkiyi göstermeyebileceğini belirten Saruhan, yanlış uygulamaların sorunu büyütebileceğini söyledi.
Son dönemde gündeme gelen “kokarcayı öldürmeyin, sabunlu suya bırakın” önerisi hakkında da değerlendirmelerde bulunan Saruhan, kışlamak için evlere giren ergin bireylerin mekanik yöntemlerle toplanarak imha edilmesinin dünya genelinde uygulanan bir yöntem olduğunu ifade etti. Zararlıların el ile toplanması, süpürgeyle çekilmesi veya sabunlu su içerisinde öldürülmesinin hem evlerdeki rahatsızlığı azaltmaya hem de genel popülasyonu düşürmeye katkı sağlayabileceği belirtildi.
Yetkililer, kahverengi kokarca ile mücadelede bilinçli uygulamaların ve doğru bilginin büyük önem taşıdığını vurgularken, yapılan çalışmaların zararlının kontrol altına alınması açısından önemli aşama kaydettiğini ifade ediyor.