Su Kesintilerinin Ardındaki Görünmeyen Tehlike: Asıl Sorun Kuraklık mı?

TÜBA üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, Türkiye’nin birçok bölgesinde yaşanan su krizinin temel nedeninin kuraklıktan çok kirlilik ve bilinçsiz yer altı suyu kullanımı olduğuna dikkat çekti.

Haber Giriş Tarihi: 04.01.2026 11:12
Haber Güncellenme Tarihi: 04.01.2026 11:12
https://www.haberxr.com/

Türkiye genelinde artan su kesintileri ve tarımsal verim kayıpları, su yönetimi konusunu yeniden gündeme taşıdı. TÜRKİYE Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, yaşanan su sorunlarının yalnızca yağış azlığıyla açıklanamayacağını belirterek, kirlilik ve yanlış su kullanımının çok daha kalıcı riskler barındırdığı uyarısında bulundu.

Prof. Dr. Yaşar’a göre, özellikle Küçük Menderes, Büyük Menderes ve Gediz Havzası gibi Türkiye’nin önemli tarım alanlarında kirlilik alarm verici boyutlara ulaştı. Yer altı sularının uzun yıllardır yoğun şekilde kullanılmasının deniz suyunun rezervlere karışmasına yol açtığını belirten Yaşar, “Rezervlerdeki tatlı suyu çekerken, deniz suyu da sisteme dahil oluyor. Bu yıl yapılan ölçümlerde Gediz Ovası’nda binde 18 tuzluluk tespit edildi. Bu durum tarımsal üretimi doğrudan etkiliyor” dedi.

Tuzluluk nedeniyle pamukta dönüm başına verimin yarı yarıya düştüğünü ifade eden Yaşar, su krizinin tarım, enerji ve gıda güvenliği açısından zincirleme bir etki yarattığını vurguladı. Yer altı su seviyelerinin her geçen yıl daha da derinlere indiğini belirten Yaşar, bazı bölgelerde kuyuların 300-400 metre derinliğe kadar açıldığını söyledi.

Çözüm önerilerine de değinen Prof. Dr. Yaşar, arıtma tesislerinden çıkan suların tarımda kullanılabileceğine dikkat çekti. “Arıtılmış sular, gri su olarak tarım alanlarında değerlendirilebilir. Böylece yer altı suları korunur, enerji tüketimi azalır ve tuzlu suyun sisteme karışması engellenir” ifadelerini kullandı.

Ayrıca su yönetiminde bilimsel planlamanın şart olduğunu vurgulayan Yaşar, hidrojeoloji haritalarının çıkarılması gerektiğini belirterek, “Hangi bölgede ne kadar su var bilmeden yapılan her kullanım, gelecekte çok daha büyük krizlerin kapısını aralar” dedi.

Yağışların doğanın dengesini zaman zaman yeniden kurduğunu belirten Prof. Dr. Yaşar, yağışlı dönemlerin deniz ekosistemine de olumlu yansıdığını, bu süreçte balık popülasyonlarında artış görülebileceğini sözlerine ekledi.

Editörün Notu

Su krizi yalnızca kuraklıkla açıklanamayacak kadar çok boyutlu bir sorundur. Kirlilik, bilinçsiz yer altı suyu kullanımı ve plansız tarımsal sulama, Türkiye’nin su güvenliğini uzun vadede tehdit etmektedir. Uzmanların uyarıları doğrultusunda bilim temelli su yönetimi politikalarının hayata geçirilmesi, hem gıda güvenliği hem de ekosistemin korunması açısından hayati önem taşımaktadır.