
Artvin'de ani soğuyan havalar arıların yavru gelişimini durdurdu. Uzmanlar bal veriminde %50 düşüş riski ve yanlış beslemeye karşı uyardı.
ANİ SOĞUKLAR ARI DÖNGÜSÜNÜ BOZDU
Artvin'de şubat ayında hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesiyle erken yumurtlama dönemine giren arılar, mart ayındaki ani soğuklar ve don riski nedeniyle olumsuz etkilendi. Kovan içi dengelerin bozulduğu bu dönemde, işçi arıların dışarıdan nektar ve polen toplayamayacakları için çıkacak yavruları besleyemeyeceklerini öngörerek içerideki yumurtaları topladığı (tahrip ettiği) belirtiliyor.
"HAVALAR BÖYLE GİDERSE VERİM YÜZDE 50 DÜŞER"
Artvin Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı İbrahim Durmuş, kovanlardaki mevcut durumun bal üretim takvimini zorlaştırdığını belirterek üreticinin kaygılarını şu şekilde özetledi:
Erken ısınan havalarla yumurtlamaya başlayan kraliçe arıların faaliyetleri soğuklar yüzünden durma noktasına geldi.
Geçen yıl yüzde 70 civarında olan bal verimi, soğuk havaların 20 gün daha bu şekilde devam etmesi halinde yüzde 50 oranında düşüş riski taşıyor.
UZMANLARDAN "SULU GIDA" VE "BİLİNÇSİZ İLAÇ" UYARISI
Artvin Arıcılar Birliği Arı Teknikeri Gülçin İspir Çelik, bu kritik süreçte kolonilerin güçlü tutulması gerektiğini vurgulayarak üreticilere hayati tavsiyelerde bulundu:
İzolasyon: Kovanların üzerindeki kış düzeneği bozulmamalı; branda ve çadırlarla tamamen muhafazalı şekilde örtülmeli.
Besleme Hatası: Soğuk havada aceleyle verilen sulu gıdalar, arıların bağırsak florasını bozarak havalar ısındığında ölümlere yol açabiliyor. Bal veya dinlendirilmiş, arının en rahat tüketebileceği yemler tercih edilmeli.
Laboratuvar Kontrolü: Arılarda farklı davranışlar görüldüğünde hemen bilinçsizce ilaca sarılmak yerine, öncelikle birliğin laboratuvarına numune getirilerek doğru teşhis konulmalı.
EDİTÖRÜN NOTU: İklim krizinin tarım ve hayvancılık üzerindeki etkilerini, tabiatın en hassas canlıları olan arıların yaşam döngüsü üzerinden çok net okuyabiliyoruz. Doğanın bu ani değişimlerine karşı üreticilerimizin geleneksel ezberlerden ziyade, uzman tavsiyelerine ve bilimsel laboratuvar yöntemlerine yönelmesi artık bir zorunluluk haline gelmiştir.