Rüzgâr Enerjisinde 32 Bin MW’lık Güç: 2026 Sahaya İniyor

TÜREB’in İstanbul’daki basın toplantısında, depolamalı projelerle 32 bin MW’a ulaşan rüzgâr portföyünün 2026’dan itibaren sahaya yansıması ve yatırım ortamındaki öngörülebilirlik vurgulandı.

Haber Giriş Tarihi: 20.01.2026 00:01
Haber Güncellenme Tarihi: 20.01.2026 00:01

Rüzgâr Enerjisinde Uzun Vadeli ve Planlı Büyüme

Türkiye Rüzgâr Enerjisi Birliği’nin (TÜREB) İstanbul’da düzenlediği basın toplantısında, rüzgâr enerjisinin Türkiye’nin enerji arz güvenliği, dışa bağımlılığın azaltılması ve sanayi yatırımlarının sürdürülebilirliği açısından üstlendiği stratejik rol kapsamlı şekilde ele alındı. Depolamalı projelerle birlikte yaklaşık 32.000 MW seviyesine ulaşan kapasite portföyü, sektörün ani sıçramalar yerine öngörülebilir ve planlı bir büyüme modeliyle ilerlediğini ortaya koydu.

Toplantıda konuşan TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı Dr. İbrahim Erden, rüzgâr enerjisinde başarının kısa vadeli hedeflerden değil, net takvimler ve istikrarlı politikalarla desteklenen uzun vadeli planlamadan geçtiğini vurguladı. Erden’e göre, Türkiye rüzgâr enerjisinde artık yatırımcı güvenini önceleyen, sanayiyle entegre ve sürdürülebilir bir büyüme fazına girmiş durumda.

2026, Sahaya Yansıyan Yatırımların Yılı Olacak

Yapılan değerlendirmelerde 2025’in büyük ölçüde izin süreçleri ve hazırlıkların tamamlandığı bir yıl olduğu, 2026’nın ise rüzgâr santrallerinin devreye alındığı, depolamalı tesislerin sahada görünür hale geldiği bir dönem olacağı ifade edildi. TÜREB verilerine göre Türkiye’de elektriksel rüzgâr kurulu gücü 14.700 MW’a, mekanik kurulu güç ise 15.000 MW’ın üzerine çıktı. Son bir yılda yaklaşık 2.000 MW’lık yeni kurulumla son 15 yılın en güçlü performanslarından biri yakalandı.

Depolamalı projelerde yapılan kapasite tahsislerinin toplamı yaklaşık 33.000 MW seviyesine ulaşırken, bunun 18.500 MW’lık kısmını depolamalı rüzgâr projeleri oluşturuyor. Bu projelerin önemli bir bölümünün 2026’dan itibaren peyderpey devreye girmesi bekleniyor.

YEKA İhaleleri Yatırım Takvimini Netleştiriyor

Toplantıda rüzgâr enerjisinde planlı büyümenin temel araçlarından biri olan YEKA ihaleleri de öne çıktı. Son üç yılda her yıl ortalama 1.100–1.200 MW büyüklüğünde YEKA ihalesi yapılması, yatırımcılar açısından güçlü bir öngörülebilirlik sağladı. Bu düzenli takvim, hem yerli hem de yabancı yatırımcıların uzun vadeli finansman ve üretim planlaması yapabilmesine olanak tanıyor.

YEKA projelerinde %55’in üzerinde yerlilik oranına ulaşılması, Türkiye’yi Avrupa’nın en güçlü rüzgâr sanayi ülkeleri arasına taşırken; 2026’nın ilk yarısında en az iki yeni kanat fabrikasının faaliyete geçmesi bekleniyor. Her 2.000 MW’lık yeni rüzgâr yatırımı, Türkiye ekonomisine 2–2,5 milyar dolarlık yeni yatırım anlamına geliyor.

İzin Süreçlerinde Sadeleşme ve Hızlanma

TÜREB Kamu İlişkilerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ebru Arıcı, kamuoyunda “süper izin” olarak bilinen düzenlemelerin mevzuatı ortadan kaldırmadığını, mükerrer adımları sadeleştirerek süreci daha yönetilebilir hale getirdiğini vurguladı. Türkiye genelinde hâlihazırda 292 faal rüzgâr santrali bulunurken, 408 proje izin süreçlerinde ilerliyor. İmar planı ve yapı ruhsatı yetkisinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na devredilmesine yönelik düzenlemenin 2026’ya girerken devreye girmesiyle yatırımların sahada daha hızlı ilerlemesi bekleniyor.

Deniz Üstü Rüzgârda Hedef 5 GW

Deniz üstü rüzgâr projelerine de değinen TÜREB yetkilileri, Türkiye’nin 2035 perspektifinde 5 GW offshore rüzgâr hedefi bulunduğunu açıkladı. Marmara, Karadeniz ve Ege’de yürütülen teknik çalışmaların ardından, ilk deniz üstü rüzgâr ihalesinin 2026’ya kalmadan yapılması hedefleniyor. İlk projelerin ise 2030’a kadar hayata geçirilmesi planlanıyor.

Editör Notu

Rüzgâr enerjisinde bugün konuşulan rakamlar yalnızca kurulu güç artışını değil, Türkiye’nin enerji politikalarında geldiği olgunluk seviyesini de gösteriyor. TÜREB’in ortaya koyduğu tablo, ani büyüme yerine öngörülebilirlik ve sanayi entegrasyonu üzerine kurulu bir modelin benimsendiğini net biçimde ortaya koyuyor. 2026’nın “sahaya inen yatırımlar yılı” olarak tanımlanması tesadüf değil; rüzgâr enerjisinde artık hedefler kağıt üzerinde değil, türbinlerle ve fabrikalarla somutlaşıyor.