
Kış mevsiminin en sert geçtiği illerden biri olan Muş’ta, artan saman ve yem maliyetleri besicileri doğanın sunduğu alternatif çözümlere yöneltti. Alaniçi köyünde yaşayan hayvancılar, asırlardır süregelen bir gelenekle dağların yüksek kesimlerinden topladıkları "geven" otunu kış boyunca hayvanlarına yediriyor. Yörede "guni" adıyla bilinen bu bitki, hem maliyeti sıfıra indiriyor hem de hayvanların et ve süt verimini önemli ölçüde artırıyor.
DİKENLERİ ATEŞTE YAKILIP BALTAYLA DOĞRANIYOR
Geven otunun ahırlara ulaşma serüveni büyük bir emek ve sabır gerektiriyor. Sonbaharda dağ yamaçlarında stoklanan gevenler, karın yağmasıyla birlikte kızaklara yüklenerek köye indiriliyor. Bitkinin üzerindeki sert dikenler önce ateşte yakılarak temizleniyor, ardından baltalarla küçük parçalara ayrılarak saman yerine hayvanlara veriliyor. Alaniçi köyünden 56 yaşındaki besici Murat Gürtürk, bu işin hiçbir kolaylığının olmadığını ancak hayvancılığın devamı için hayati önem taşıdığını vurguladı.
7 TON SAMAN TASARRUFU SAĞLADI
Çocukluğundan beri bu işi yaptığını belirten Murat Gürtürk, gevenin ekonomik katkısını şu sözlerle anlattı: "Dönem başından bu yana sadece geven sayesinde en az 6-7 ton saman tasarrufu sağladık. Bu bedava ve tamamen doğal bir yem kaynağıdır. Değeri saman ve buğdayla eşdeğerdir. Biz bu mesleği dedemizden, babamızdan öğrendik. Şimdi biz yapıyoruz, muhtemelen çocuklarımız da bu zorlu ama bereketli işi sürdürecektir."
"DAĞLARDA SONU GELMEYEN BİR HAZİNE"
Geven otunun kendiliğinden yetişen ve sürdürülebilir bir bitki olduğunu ifade eden besiciler, tohumların döküldüğü yerden her yıl yenilerinin fışkırdığını söylüyor. Murat Gürtürk, "Ektiğin bir şey gibi, bir tanesi bitse on tanesi çıkıyor. Bizim yaylalarımızda bu bitkiden çok var. Yazın da hayvanlarımız merada direkt bundan faydalanıyor. Bölgede çayır az olduğu için geven bizim için hayat kurtarıcı bir hazine niteliğinde" diye konuştu.
KIZAKLARLA ÖLÜMCÜL YOLCULUK
Geven taşıma işleminin kış aylarında oldukça tehlikeli bir hal aldığını belirten köylüler, dik yamaçlardan ağır yüklerle inen kızakların hızlandığında kontrol edilemez hale geldiğini söylüyor. Murat Gürtürk, "Kızak hızlanınca insanı altına alabiliyor, gerçekten çok zor bir emek" diyerek sürecin risklerine dikkat çekti. Tüm tehlikelere rağmen besiciler, ekonomik maliyetleri düşürmek ve hayvanlarını doğal beslemek adına bu zorlu mesaiye her gün devam ediyor.
Editör Notu
Muş'taki bu mücadele, Anadolu insanının zorlu doğa koşulları karşısında ürettiği kadim bilgeliğin en güzel örneğidir. "Geven" gibi dikenli ve işlenmesi zor bir bitkinin, yüksek proteinli bir yeme dönüştürülmesi hem çevreci hem de ekonomik bir başarıdır. 7 tonluk saman tasarrufu, küçük bir işletme için hayati bir bütçe anlamına geliyor. Modern tarım teknolojileri gelişse de, Murat Gürtürk gibi üreticilerin "bedava ve doğal" olana duyduğu bu sadakat, hayvancılığın geleceği için ilham vericidir.
Muş'taki bu geleneksel yem yöntemi hakkında ne düşünüyorsunuz? Kendi bölgenizde hayvancılıkta kullanılan benzer doğal alternatifler var mı? Yorumlarınızı ve tecrübelerinizi bekliyoruz.