
İzmir’de sürdürülebilir kampüs vizyonuyla örnek bir projeye imza atan Yaşar Üniversitesi, iklim kriziyle mücadelede somut bir başarıya ulaştı. Yeni eğitim binasının altyapısına kurulan dev yağmur suyu hasat sistemi, kentte son aylarda görülen yoğun yağışların ardından %100 doluluk oranına erişti. Eğitim döneminin başında tamamen boş olan sarnıç, akıllı sistemler sayesinde tek bir damlayı bile israf etmeden dev bir su rezervine dönüştü.
420 TONLUK DEV SARNIÇ TAMAMEN DOLDU
Doğa dostu altyapı yatırımları kapsamında inşa edilen M Blok eğitim binasındaki sistem, 420 ton depolama kapasitesiyle tasarlandı. 27 Eylül 2025 tarihinde %0 dolulukla yola çıkan sarnıç, 4 Şubat 2026 itibarıyla tam kapasiteye ulaştı. Şubattaki yoğun yağışlarla birlikte sisteme giren ilave sularla birlikte toplam hasat miktarı 546 tona ulaştı. Sifonik sistemle çatıdan toplanan bu sular, özel arıtma süreçlerinden geçirilerek kampüsün kullanımına sunuluyor.
YAZIN KURAKLIĞINA 45 GÜNLÜK "SİGORTA"
Tam kapasiteye ulaşan su rezervi, İzmir'in kavurucu yaz sıcaklarında kampüs için can suyu olacak. Yapılan teknik hesaplamalara göre, depolanan 420 tonluk su ile:
2 bin 300 metrekarelik yeşil alan şebeke suyuna ihtiyaç duymadan sulanabilecek.
Günlük metrekare başına 4 litre tüketim esas alındığında, sistem 45 gün boyunca kesintisiz sulama imkanı sağlayacak.
Gri su katkısıyla birleşen sistem, teknik su ihtiyaçları ve ortak kullanım alanlarında büyük tasarruf yaratacak.
AKILLI SCADA SİSTEMİYLE ANLIK TAKİP
Yaşar Üniversitesi’nin bu çevreci sistemi sadece depolama değil, ileri teknolojiyle yönetim özelliği de taşıyor. Merkezi Denetleme ve Veri Toplama (SCADA) sistemi sayesinde kampüsteki su tüketimi saniye saniye izleniyor. Akıllı sayaçlar, sistemdeki en ufak sızıntıyı bile uzaktan tespit ederek anında müdahale edilmesini sağlıyor. Bu sayede işletme verimliliği artarken, suyun her damlasının katma değere dönüşmesi hedefleniyor.
Editör Notu
İzmir gibi su stresinin her geçen yıl arttığı bir kentte, Yaşar Üniversitesi’nin bu girişimi sadece bir mühendislik başarısı değil, aynı zamanda bir gelecek yatırımıdır. 546 tonluk hasat, binlerce metreküp şebeke suyunun korunması anlamına geliyor. Eğitim binalarının sadece derslik değil, aynı zamanda birer "ekosistem" olarak tasarlanması, yeni nesil şehircilik anlayışının en güzel örneği. Dileriz İzmir’deki tüm kamu ve özel kurum binaları bu "mavi-yeşil" dönüşüme katılarak gökyüzünden gelen bereketi sarnıçlarda biriktirir.
Üniversite kampüslerinde ve kamu binalarında bu tür yağmur suyu hasadı sistemlerinin zorunlu hale getirilmesi hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizin bölgenizde su tasarrufu için uygulanan benzer projeler var mı? Yorumlarınızı bekliyoruz.