Göller Yöresi Haritadan Siliniyor Mu? Acı Tablo: Burdur Gölü 15 Metre Alçaldı!

Süleyman Demirel Üniversitesi’nden Dr. Meltem Kaçıkoç, 1990-2024 yılları arasında Göller Yöresi'ndeki su kaybını raporladı. Rapora göre Burdur Gölü’nde su seviyesi 14,8 metre, Beyşehir’de ise 6,6 metre düştü.

Haber Giriş Tarihi: 17.01.2026 14:05
Haber Güncellenme Tarihi: 17.01.2026 14:05
https://www.haberxr.com/

Türkiye'nin tatlı su rezervleri açısından en kritik bölgelerinden biri olan Göller Yöresi, son 34 yılda tarihinin en kurak dönemini yaşıyor. Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü’nden Dr. Meltem Kaçıkoç’un hazırladığı rapor, bölgedeki ekolojik yıkımın boyutlarını gözler önüne serdi. 1990 ile 2024 yılları arasındaki verileri mercek altına alan Kaçıkoç, Beyşehir, Eğirdir ve Burdur göllerindeki su kaybının sadece iklimsel olmadığını, yanlış su yönetiminin de süreci hızlandırdığını ortaya koydu.

En Büyük Kayıp Burdur Gölü'nde: 14,8 Metre!

Dr. Kaçıkoç'un paylaştığı Devlet Su İşleri (DSİ) verilerine göre, son 34 yıldaki su seviyesi değişimleri endişe verici boyutlara ulaştı:

Burdur Gölü: En dramatik düşüş burada yaşandı. 1990 yılında 851,88 metre olan su seviyesi, 2024’te 837,12 metreye geriledi. Toplam kayıp 14,8 metre.

Beyşehir Gölü: Türkiye'nin en büyük tatlı su gölünde seviye 1128,52 metreden 1121,97 metreye düştü. Kayıp 6,6 metre.

Eğirdir Gölü: Stratejik içme suyu kaynağımızda seviye 916,84 metreden 914,50 metreye indi. Kayıp 2,3 metre.

Dr. Kaçıkoç, "Eğirdir ve Beyşehir gibi yüzey alanı geniş ve sığ göllerde, birkaç metrelik düşüş bile milyonlarca metreküp suyun yok olması anlamına gelir" diyerek durumun ciddiyetini vurguladı.

Su Azaldıkça Kirlilik Artıyor

Göllerdeki su hacminin azalması, sadece suyun bitmesi anlamına gelmiyor; kalan suyun da kalitesini bozuyor. Dr. Kaçıkoç, su azaldıkça gölün kendini temizleme kapasitesinin düştüğünü, su sıcaklığının arttığını ve bunun da alg patlamalarına yol açtığını belirtti. Bu durum, hem içme suyu teminini riske atıyor hem de göl ekosistemini (balıklar ve bitkiler) yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor.

Suçlu Sadece "Hava Durumu" Değil

Raporda dikkat çeken en önemli noktalardan biri de kuraklığın nedenleri. Dr. Kaçıkoç, iklim değişikliği, artan sıcaklıklar ve kar yağışının azalmasının doğal etkenler olduğunu kabul etmekle birlikte; insan faktörünün altını çizdi. "Plansız su kullanımı, tarımsal sulamada yapılan aşırı çekimler ve yer altı sularının kontrolsüz tüketimi süreci hızlandırıyor" diyen Kaçıkoç, mevcut eğilimlerin devam etmesi halinde göllerin doğal dengesinin geri dönülemez şekilde bozulacağını ifade etti.

Kurtuluş Reçetesi: Ortak Hareket

Dr. Kaçıkoç, göllerin kurtarılması için kamu kurumları, yerel yönetimler, çiftçiler ve bilim insanlarının ortak hareket etmesi gerektiğini belirterek, "Su çekimleri sıkı denetlenmeli, kirlilik yükü azaltılmalı ve havza bazlı eylem planları kararlılıkla uygulanmalı" uyarısında bulundu.

Editörün Notu: Değerli okurlar, Burdur Gölü'nün 15 metre alçalması demek, 5 katlı bir bina yüksekliğinde suyun buharlaşıp gitmesi demektir. Bu sadece bir "doğa olayı" değil, bir "doğa felaketi"dir. Suçluyu sadece gökyüzünde (iklim değişikliği) aramayalım; tarladaki vahşi sulama borularına, kaçak kuyulara ve plansız tarıma da bakalım. Göllerimiz kuruduğunda sadece manzaramızı değil, içecek suyumuzu ve tarımımızı da kaybedeceğiz. Yarın çok geç olmadan, bugün suyu damla damla korumalıyız.

HABERİ ÖNERİSİ: Göksu Nehri’nde Çevre Skandalı: Zeytin Atığına 1,3 Milyon TL Ceza