
Çanakkale Gökçeada'da, dünyada nesli tükenme tehlikesi altında olan nadir ada martısının Türkiye'deki en büyük üreme kolonisi tespit edildi.
FLAMİNGOLARIN GÖLGESİNDE KALAN NADİR TÜR
ÇOMÜ Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Herdem Aslan ve ekibinin Gökçeada Tuz Gölü'nde çevre koruma bilinci oluşturmak amacıyla yürüttüğü çalışmalar, çarpıcı bir ekolojik gerçeği gün yüzüne çıkardı. Adanın turistik tanıtımında genellikle flamingoların kullanıldığını belirten Prof. Dr. Aslan, asıl önemli olanın dünyada "hassas" statüde bulunan ada martısının Türkiye'deki en büyük üreyen popülasyonunun bu adada yaşaması olduğunu vurgulayarak duruma dikkat çekti.
17 MARTI TÜRÜ ARASINDA EN ZARİFİ VE TEHLİKEDE OLANI
Elektrik-elektronik mühendisi ve kuş gözlemcisi Murat Uyman'ın da destek verdiği saha çalışmalarında, adada üreyen 38-44 ada martısı bireyi tespit edildi. Kırmızı gagası ve ince yapısıyla öne çıkan bu tür hakkında şu kritik bilgiler paylaşıldı:
Türkiye'de kayıt altına alınan 17 martı türü arasında en nadir ve zarif olanlardan biridir.
Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği'nin (IUCN) 2020 değerlendirmesinde küresel ölçekte "hassas düzeyde tehlike altında" olduğu raporlanmıştır.
Çöplüklerde beslenen diğer iri martıların aksine, diyeti esas olarak balıklara dayanır ve genellikle geceleri avlanırlar.
Türkiye genelinde üreyen çift sayısının sadece 70-150 birey arasında olduğu tahmin edilmektedir.
"MUTLAK KORUMA STATÜSÜ" ÇAĞRISI
Kur davranışları, kuluçkaya yatan bireyler ve yumurtadan çıkan yavrularla aktif bir üreme alanı olduğu teyit edilen Gökçeada Tuz Gölü'ndeki bu koloni, ne yazık ki ciddi tehditlerle karşı karşıya. Habitat kaybı, aşırı otlatma, insan faktörü ve adadaki daha rekabetçi bir tür olan gümüş martıların baskısı bu nadir türün çoğalmasını engelliyor. Uzmanlar, popülasyonun korunup büyümesi için Gökçeada Tuz Gölü'ndeki üreme sahalarının acilen "mutlak koruma statüsü"ne alınması gerektiği konusunda yetkilileri uyarıyor.
EDİTÖRÜN NOTU: Doğa turizmi denilince akla gelen gösterişli flamingoların ardında, aslında yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan çok daha nadir bir türün yaşam mücadelesi yatıyor. Gökçeada'daki bu keşif, ekolojik pazarlamanın ötesine geçerek bilimsel gerçeklere odaklanmamız ve kendi halindeki bu zarif martı türünü koruma altına almamız için bize sunulmuş hayati bir fırsattır.