
İzmir ve Manisa Büyükşehir Belediyeleri ile İZSU'nun ortak yürüttüğü aylık analizler, Kütahya'dan doğan 400 kilometrelik Gediz Nehri'ndeki sanayi ve tarım kirliliğinin İzmir Körfezi'ni, gıda güvenliğini ve toprakları feci şekilde tehdit ettiğini kanıtladı.
BAKANLIKTAN RET GELDİ, İZMİR DRON VE BİLİMLE SAHAYA İNDİ
İzmir Büyükşehir Belediyesi, "Sağlıklı Körfez" vizyonu doğrultusunda İzmir Körfezi'ndeki kirliliğin ana damarlarından biri olan Gediz Nehri'ni tamamen bilimsel bir mercek altına aldı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na yapılan deniz kirliliğine ilişkin ceza ve denetim yetkisi talebinin reddedilmesine rağmen pes etmeyen Büyükşehir, gemi kaynaklı kirliliği dron taramalarıyla tespit ederken, şimdi de Gediz'deki o devasa tahribatı kanıtlamak için düzenli su analizleri gerçekleştiriyor.
400 KİLOMETRELİK İHANET: KÜTAHYA'DAN İZMİR'E UZANAN ZEHİR
Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Kurucu öncülüğünde ve İZSU koordinasyonunda yürütülen bu tarihi çalışmada, kirliliğin rotası saniye saniye izleniyor. Kütahya Murat Dağı'ndan tertemiz bir kaynak olarak doğan, Uşak ve Manisa'yı geçtikçe kirlilik yükü devasa boyutlara ulaşan yaklaşık 400 kilometrelik Gediz Nehri, havzanın en sonunda yer aldığı için kirliliğin acısını en çok İzmir'e çektiriyor. İZSU ekipleri, nehrin İzmir'e giriş noktası olan Emiralem Boğazı'ndan başlayarak İzmir Körfezi'ne ulaştığı noktaya kadar tam 7 farklı lokasyondan düzenli olarak numuneler alıp aylık raporlar hazırlıyor.
MANİSA VE İZMİR GÜÇLERİNİ BİRLEŞTİRİYOR: YILLIK RAPOR HAZIRLIĞI
Geçmiş yıllarda kurumlar tarafından parça parça, farklı dönemlerde veya sadece bir kereliğine yapılan o eksik analiz dönemi artık tamamen kapandı. Kasım ayından itibaren her ay düzenli olarak çıkarılan ölçüm raporlarına, Gediz'in büyük bir bölümüne ev sahipliği yapan Manisa Büyükşehir Belediyesi de kendi sınırları içindeki aylık verileriyle omuz veriyor. İzmir ve Manisa'dan elde edilen bu hayati veriler birleştirilerek devasa bir yıllık kirlilik raporu oluşturulacak ve böylece kirleticilerin türü, yoğunluğu, dağılımı ile mevsimsel değişimler tespit edilerek karar vericilere çok daha güçlü bir mücadele zemini sunulacak.
İZSU AĞIL DERESİ'NDE NOKTA SAYISINI 2'DEN 10'A ÇIKARDI
Gediz'in ana yatağının yanı sıra, eski yatağı olan ve iç körfeze kadar ulaşan Ağıl Deresi de bu sıkı bilimsel takibin merkezinde yer alıyor. Prof. Dr. Yusuf Kurucu'nun aktardığına göre; Gediz Nehri'nden Süleymanlı Regülatörü'nde mansaplanarak sulama kanalı olarak devam eden, tarımsal sulamadan dönen suları alan ve Menemen'deki arıtma tesislerinden geçtikten sonra İzmir Körfezi'ne ulaşan Ağıl Deresi'ne bir de Maltepe Deresi katılıyor. Bu devasa su ağını kontrol altında tutmak isteyen İZSU, bölgedeki aylık izleme nokta sayısını 2'den 10'a çıkararak sonuçları bütünleşik ve tavizsiz bir şekilde değerlendirmeye başladı.
ARALIK VE OCAK BİLANÇOSU CİDDİ: AĞIR METALLER VE ÖTROFİKASYON
Kasım ayından bu yana toplanan üç aylık verilerin sonuçlarını "Durum ciddi" sözleriyle özetleyen Prof. Kurucu, özellikle aralık ve ocak aylarında tonlarca azot ve fosforun İzmir Körfezi'ne aktığını haykırıyor. Bu besin elementlerinin ötrofikasyona, alg patlamalarına, koku sorunlarına ve sucul yaşamı tehlikeye atarak balık ölümlerine yol açtığını belirten uzman isim; sanayi kaynaklı alüminyum, brom, kadmiyum, demir ve çinko gibi ağır metallerin de nehre karıştığını vurguluyor. Ayrıca tarımsal gübreler ile hayvancılığın yan derelere veya doğrudan nehre bıraktığı sıvıların da bu kirliliğe devasa bir katkı sağladığı, bu yükün altından kalkmak için herkesin elini taşın altına koyması gerektiği ifade ediliyor.
SADECE KÖRFEZ DEĞİL, GIDA GÜVENLİĞİ VE TOPRAK ÇORAKLAŞMASI TEHLİKEDE
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay'ın üzerine büyük bir kararlılıkla gittiği ve özel önem verdiği bu projenin temelinde sadece körfezi kurtarmak değil, aynı zamanda masamızdaki gıdanın güvenliğini sağlamak yatıyor. Gediz'in o zehirli sularının tarımsal sulamada kullanıldığını ve uzun vadede toprağın çoraklaşmasına yol açacağını belirten Prof. Kurucu; kaynağı sanayi ve tarım olan bu kirliliği durdurmak için tarımı ve gübre yönetimini acilen iyileştirmek, bu devasa tehdide karşı sarsılmaz önlemler almak zorunda olduklarını koca bir ülkeye hatırlatıyor.
EDİTÖRÜN NOTU: Kütahya'nın Murat Dağı'ndan pırıl pırıl doğan bir suyun, 400 kilometre boyunca fabrikaların ve bilinçsiz tarımın sıvı atıklarıyla zehirlenip İzmir Körfezi'ne kadmiyum ve çinko olarak dökülmesi, tek kelimeyle bir doğa cinayetidir. Prof. Dr. Yusuf Kurucu'nun o çarpıcı verileri ve Başkan Cemil Tugay'ın bu konudaki inatçı vizyonu, aslında körfezin kokusundan çok daha büyük bir tehlikeyi, yani yediğimiz domatesin ve ektiğimiz toprağın çoraklaşmasını işaret ediyor. Bakanlıktan yetki alamadığı için dron uçurup kendi laboratuvarını sahaya süren İzmir'in Manisa ile kurduğu bu bilimsel ittifak, umarız o zehri nehre akıtanların vicdanında da bir arıtma tesisi kurmayı başarır.