
Bursa’nın Nilüfer ilçesine bağlı Akçalar Mahallesi ve Karacabey Ovası, son yılların en büyük su taşkınlarından biriyle karşı karşıya kaldı. Yaklaşık bir aydır aralıksız süren yağışlar ve yüksek kesimlerdeki karın erimesi, Uluabat Gölü’nün seviyesini 10 metre birden yükseltti. Göl havzası olarak bilinen ancak yasak olmasına rağmen son yıllarda mantar gibi türeyen bungalov, hobi evi ve tiny houselar, yükselen suların ortasında kalarak 2006 yapımı ünlü "The Lake House" (Göl Evi) filmini akıllara getirdi.
DOĞA KENDİ SINIRINI GERİ ALDI
Göl sularının kıyı şeridini aşarak yerleşim yerlerine kadar ilerlemesiyle onlarca yapı su altında kaldı. Birçok bağlantı yolunun ulaşıma kapandığı bölgede, çiftçilerin ekili arazileri de gölün bir uzantısına dönüştü. Araçla ulaşımın imkansız olduğu noktalarda vatandaşlar evlerine ve eşyalarına ulaşabilmek için botlar kullanmaya başladı. Dron ile çekilen görüntüler, doğanın bölgede sınırlarını nasıl yeniden çizdiğini ve tarım arazilerinin dev bir iç denize dönüştüğünü net bir şekilde ortaya koydu.
HAYVANLAR TELEF OLDU, SULAR ÇEKİLMİYOR
Yaşanan felaketin boyutlarını anlatan tiny house sahibi Tekin Berkdemir, bölgedeki yıkımı şu sözlerle dile getirdi: "10 yıldır sular bu kadar yükselmemişti. Bu sene her tarafı bastı. Tavuklarım ve birçok hayvanım sular altında kalarak telef oldu. Köpeklerimi son anda kurtarabildim. Her gün gelip suyun seviyesini kontrol ediyorum, hayvanların kaldığı yerleri sürekli daha yüksek noktalara taşımaya çalışıyorum. Durumumuz gerçekten perişan."
YASAK YAPILAŞMA TARTIŞMASI GÜNDEMDE
Taşkınla birlikte suyun ortasında kalan yapıların büyük bir kısmının göl havzası içerisinde yer alan "kaçak" veya "ruhsatsız" yapılar olması, bölgedeki imar tartışmalarını da yeniden alevlendirdi. Çevre sakinleri, yasak olmasına rağmen tarım arazilerine ve göl yatağına yapılan bu yapıların hem doğanın dengesini bozduğunu hem de böylesi doğal afetlerde can ve mal güvenliğini tehlikeye attığını belirtiyor. Yetkililer, suların çekilmesinin ardından hasar tespit ve kaçak yapılarla ilgili inceleme başlatılacağını bildirdi.
Editör Notu
Bursa’dan gelen bu görüntüler, Hollywood sinemasından birer kareyi andırsa da aslında doğanın "ben buradayım" deme biçimidir. "Göl Evi" filmi estetik bir romantizm sunarken, Akçalar’daki tablo maalesef ekolojik bir uyarı niteliği taşıyor. Dere yataklarına ve göl havzalarına yapılan her müdahale, doğanın ilk fırsatta kendi sınırlarını geri almasıyla sonuçlanıyor. Tekin Berkdemir’in telef olan hayvanları için yaşadığı acı, plansız yapılaşmanın faturasını sadece insanların değil, tüm canlıların ödediğinin kanıtıdır.
Göl havzalarına yapılan tiny house ve bungalov yapılaşmaları hakkında ne düşünüyorsunuz? Doğanın sınırlarını geri aldığı bu tür afetlerin önüne geçmek için ne gibi önlemler alınmalı? Yorumlarınızı bekliyoruz.