Prof. Dr. Sedat Öktem, çocuklarda masum görünen öksürüklerin ardında yatabilecek acil solunum sorunlarına karşı ebeveynleri uyardı.
Haber Giriş Tarihi: 04.03.2026 08:00
Haber Güncellenme Tarihi: 04.03.2026 08:00
Muhabir:
Yasin Köz
Mevsimsel değişimlerde ve enfeksiyon dönemlerinde çocuklarda en sık karşılaşılan sağlık problemlerinin başında solunum yolu rahatsızlıkları geliyor. Aileler genellikle öksürük veya hafif ateşi sıradan bir soğuk algınlığı belirtisi olarak değerlendirme eğiliminde oluyor. Ancak bu masum görünen belirtilerin ardında, zaman zaman saniyelerin bile hayati önem taşıdığı ciddi solunum sorunları gizlenebiliyor. Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sedat Öktem, ebeveynleri acil tıbbi yardım gerektiren klinik durumlar ve evde uygulanması gereken doğru adımlar konusunda uyardı.
HIZLI NEFES ALIP VERME VE KAS ÇEKİLMELERİ
Öksürük, temelinde vücudun solunum yollarını temizlemeye çalışan doğal ve koruyucu bir refleks olarak işlev görüyor. Sık yaşanan öksürük krizleri çoğu zaman tek başına acil bir durum teşkil etmese de, nefes alışverişindeki yapısal değişimler büyük bir risk barındırıyor. Prof. Dr. Sedat Öktem, çocukta gözlemlenen hızlı solunumun, doğrudan akciğerlerde veya havayollarında meydana gelen ciddi bir problemin habercisi olabileceğini belirtiyor.
Nefes darlığının fiziksel yansımaları da ebeveynler için önemli bir uyarıcı niteliği taşıyor. Çocuğun nefes alırken yardımcı solunum kaslarını kullanması, yani kaburgalarının arasındaki kaslarda veya diyafram bölgesinde gözle görülür çekilmeler yaşanması, durumun ciddiyetini ortaya koyuyor. Bu fiziksel zorlanmalara ek olarak; çocuğun normalden fazla uykuya meyil göstermesi, bilinç durumunda bozulmalar yaşanması, beslenmeyi tamamen reddetmesi ve vücudunda morarmalar görülmesi, hastaneye erken başvurmayı zorunlu kılan kırmızı çizgiler olarak sıralanıyor.
OKSİJEN SATURASYONU 92'NİN ALTINA DÜŞMEMELİ
Solunum sıkıntısı yaşayan çocukların evdeki takibinde oksijen seviyesi büyük bir önem taşıyor. Günümüzde birçok evde bulunan oksijen saturasyon ölçüm cihazlarındaki değerlerin yakından izlenmesi tavsiye ediliyor. Prof. Dr. Öktem, cihaz ekranındaki değerin 92 seviyesinin altına inmesinin çok ciddi bir problemin varlığının net bir göstergesi olduğunu ifade ediyor.
Bununla birlikte, çocuğun mevcut öksürük şeklinin aniden değişmesi veya başlanan antibiyotik tedavisine rağmen ateşin bir türlü kontrol altına alınamaması da acil müdahale gerekliliğini doğuruyor. Evde uygulanacak ilk ateş düşürme adımları arasında; uygun ateş düşürücülerin verilmesi, çocuğun üzerindeki fazla giysilerin çıkarılması, ılık bir duş aldırılması ve bol sıvı tüketiminin sağlanması yer alıyor.
DİRENÇLİ ATEŞ VE KRONİK HASTALARDA NÖBET RİSKİ
Uygulanan temel müdahalelere rağmen tablonun olumluya dönmemesi, hastalığın dikkatle izlenmesi gerektiğini gösteriyor. Özellikle 48 ile 72 saat boyunca düzenli antibiyotik kullanımına rağmen ateşin düşmemesi veya vücut ısısının 39 derecenin üzerinde seyretmesi halinde acilen bir hekime başvurulması gerekiyor.
Kronik rahatsızlığı bulunan çocuklarda ise solunum yolu enfeksiyonları ve ateş yönetimi çok daha hassas bir denge gerektiriyor. Prof. Dr. Öktem, altta yatan epilepsi gibi hastalıkları olan çocuklarda yüksek ateşin nöbet geçirme riskini doğrudan tetikleyebileceğini hatırlatıyor. Bu tür spesifik risk gruplarında ateşle birlikte nöbet belirtileri gözlemlendiğinde, ailelerin vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna ulaşmaları hayati bir önem taşıyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Çocuklarda Tehlikeli Solunum Belirtileri: Uzmandan Acil Uyarı
Prof. Dr. Sedat Öktem, çocuklarda masum görünen öksürüklerin ardında yatabilecek acil solunum sorunlarına karşı ebeveynleri uyardı.
Mevsimsel değişimlerde ve enfeksiyon dönemlerinde çocuklarda en sık karşılaşılan sağlık problemlerinin başında solunum yolu rahatsızlıkları geliyor. Aileler genellikle öksürük veya hafif ateşi sıradan bir soğuk algınlığı belirtisi olarak değerlendirme eğiliminde oluyor. Ancak bu masum görünen belirtilerin ardında, zaman zaman saniyelerin bile hayati önem taşıdığı ciddi solunum sorunları gizlenebiliyor. Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sedat Öktem, ebeveynleri acil tıbbi yardım gerektiren klinik durumlar ve evde uygulanması gereken doğru adımlar konusunda uyardı.
HIZLI NEFES ALIP VERME VE KAS ÇEKİLMELERİ
Öksürük, temelinde vücudun solunum yollarını temizlemeye çalışan doğal ve koruyucu bir refleks olarak işlev görüyor. Sık yaşanan öksürük krizleri çoğu zaman tek başına acil bir durum teşkil etmese de, nefes alışverişindeki yapısal değişimler büyük bir risk barındırıyor. Prof. Dr. Sedat Öktem, çocukta gözlemlenen hızlı solunumun, doğrudan akciğerlerde veya havayollarında meydana gelen ciddi bir problemin habercisi olabileceğini belirtiyor.
Nefes darlığının fiziksel yansımaları da ebeveynler için önemli bir uyarıcı niteliği taşıyor. Çocuğun nefes alırken yardımcı solunum kaslarını kullanması, yani kaburgalarının arasındaki kaslarda veya diyafram bölgesinde gözle görülür çekilmeler yaşanması, durumun ciddiyetini ortaya koyuyor. Bu fiziksel zorlanmalara ek olarak; çocuğun normalden fazla uykuya meyil göstermesi, bilinç durumunda bozulmalar yaşanması, beslenmeyi tamamen reddetmesi ve vücudunda morarmalar görülmesi, hastaneye erken başvurmayı zorunlu kılan kırmızı çizgiler olarak sıralanıyor.
OKSİJEN SATURASYONU 92'NİN ALTINA DÜŞMEMELİ
Solunum sıkıntısı yaşayan çocukların evdeki takibinde oksijen seviyesi büyük bir önem taşıyor. Günümüzde birçok evde bulunan oksijen saturasyon ölçüm cihazlarındaki değerlerin yakından izlenmesi tavsiye ediliyor. Prof. Dr. Öktem, cihaz ekranındaki değerin 92 seviyesinin altına inmesinin çok ciddi bir problemin varlığının net bir göstergesi olduğunu ifade ediyor.
Bununla birlikte, çocuğun mevcut öksürük şeklinin aniden değişmesi veya başlanan antibiyotik tedavisine rağmen ateşin bir türlü kontrol altına alınamaması da acil müdahale gerekliliğini doğuruyor. Evde uygulanacak ilk ateş düşürme adımları arasında; uygun ateş düşürücülerin verilmesi, çocuğun üzerindeki fazla giysilerin çıkarılması, ılık bir duş aldırılması ve bol sıvı tüketiminin sağlanması yer alıyor.
DİRENÇLİ ATEŞ VE KRONİK HASTALARDA NÖBET RİSKİ
Uygulanan temel müdahalelere rağmen tablonun olumluya dönmemesi, hastalığın dikkatle izlenmesi gerektiğini gösteriyor. Özellikle 48 ile 72 saat boyunca düzenli antibiyotik kullanımına rağmen ateşin düşmemesi veya vücut ısısının 39 derecenin üzerinde seyretmesi halinde acilen bir hekime başvurulması gerekiyor.
Kronik rahatsızlığı bulunan çocuklarda ise solunum yolu enfeksiyonları ve ateş yönetimi çok daha hassas bir denge gerektiriyor. Prof. Dr. Öktem, altta yatan epilepsi gibi hastalıkları olan çocuklarda yüksek ateşin nöbet geçirme riskini doğrudan tetikleyebileceğini hatırlatıyor. Bu tür spesifik risk gruplarında ateşle birlikte nöbet belirtileri gözlemlendiğinde, ailelerin vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna ulaşmaları hayati bir önem taşıyor.
Kaynak: DHA
Kanser Tedavisinde Radyoterapi Etkili Yöntem
Hatay’da Yürek Isıtan Anne-Kız Hikâyesi
Çiftçi Tarlasına “Korkma” Yazdı
Muhasebecilikten Taksiciliğe Uzanan Hikâye
Süper Lig’de 26. Hafta Heyecanı Başlıyor
YKS Başvuruları Bu Gece Sona Eriyor
ÇOK OKUNAN