Ülkemizde de giderek yaygın hale gelen Omicron varyantının önceki varyantlara göre çok daha hızlı bulaşarak hızla baskın hale gelebildiği belirtiliyor.

Dünya Sağlık Örgütü B.1.1.529 varyantını 26 Kasım 2021'de Omicron adını vererek tanımladığından bu yana özellikle son günlerde ülkemizde de giderek yaygın hale gelen Omicron varyantı öncekilere göre çok daha hızlı bulaşıyor ve hızla baskın hale gelebiliyor. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı ve Aşı Enstitüsü Müdürü Prof. Serhat Ünal’ın aktardığı bilgilere göre; hem Omicronun görüldüğü diğer ülkeler hem de ülkemizdeki vaka sayılarındaki artışlar, hastaneye yatışlara benzer oranda yansıyor. Ünal, virüsün mutasyona uğramasıyla pandeminin daha kötüye gittiğinin ya da biteceğinin söylenmesinin şu anda mümkün olmadığını ancak virüsün çoğalmasına karşın bulaşına engel olursak pandemiyi engelleyebileceğimizi söylüyor. 

Bulaşma oranı daha yüksek olan delta varyantının Hindistan’dan çıkmasının nedeninin aşının olmaması ve bulaşmanın çok olması olduğunu belirten Serhat Ünal, toplumsal bağışıklık veya sürü bağışıklığının virüsün herkese bulaşması ve böylece kendi kendine yok olması anlamına geldiğinin de altını çiziyor. Mevcut aşıların halen bulaşmaya tam engel olamadığına dikkat çeken Serhat Ünal şunları söyledi; “Hastalığı geçirenlerde de immünite sonsuz değil; haliyle toplumsal bağışıklık neredeyse imkânsız duruyor. Örneğin Danimarka kontrollerin iyi olduğu bir ülkedir. 2021’in 11 Eylül’ünde %71 aşı oranı ve tedbirler ile ölümleri ve vaka sayılarını oldukça düşürdü, ardından kontrolleri kaldırdı. Kuralları gevşetir gevşetmez tekrar vaka sayıları arttı. Haliyle aşı ve önleyici tedbirlerin devamlılığı, pandeminin yönetimi ve son bulması için olmazsa olmaz kurallar olarak geçerliliğini koruyor”.    

Gözden kaçırmayın

Meme kanseri görülme yaşı düşse de can kaybı da azalıyor Meme kanseri görülme yaşı düşse de can kaybı da azalıyor

Aşı virüslere karşı en etkili korunma yöntemidir

Aşının varlığının bulaşıcı hastalıklardan korunmada bilinen en etkili ve en güvenli yol olduğunu, hastalığın tedavisi için etkinliği kanıtlanmış spesifik bir ilacının henüz bulunmadığını belirten Serhat Ünal uyulması gereken kurallarla ilgili olarak şu hatırlatmaları yaptı; “El hijyeni ve enfekte riski olan bireylerle temasın, ağız, burun ve göz mukozasına bulaştan kaçınması gerekiyor. Türkiye’de salgının başlaması ile birlikte topluma yönelik 14 kural belirlenmişti. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sosyal mesafenin arttırılmasına yönelik tedbirler salgınla müdahalede en etkili yöntem olarak uygulanıyor. COVID-19 salgınında birçok varyant ve mutasyon görülmesi beklenen bir durum. Farklı mutasyon ve varyantlar, salgına karşı alınabilecek tedbirleri değiştirmiyor”.

Salgınla mücadelede bunları unutmayın 

  • Kapalı ve havalandırması sınırlı olan ortamlarda vakit geçirilmemesi 
  • Her durumda maske kullanımının ihmal edilmemesi
  • Aşı hatırlatma dozlarının zamanında uygulanması 
  • Sosyal mesafeye azami önem vermek ve Omicron varyantının bulaşma hızı dikkate alındığında sosyal mesafeyi 3 metreye kadar çıkartmak
  • Hijyen kurallarına her zamankinden daha fazla uyum göstermek 

 

Sabri Ülker Vakfı hakkında:

Türk gıda sektörünün duayeni Sabri Ülker anısına kurulmuş olan ve misyonunu Sabri Ülker’in hayat felsefesinden derleyen Vakıf, toplumu beslenme ve sağlık alanlarında bilimsel ve güvenilir bilgi ile aydınlatmak üzere faaliyetlerini sürdürüyor. Avrupa Beslenme Vakıfları İletişim Platformu’nun Türkiye’den tek üyesi olan Vakıf, 2009 yılından bu yana topluma sağlıklı yaşam ve beslenme konularında güvenilir bilimsel bilgiyi ulaştırmakta ve dünya genelinde referans kabul edilen kurumlar ile iş birliği içinde Türkiye’nin referans kurumu olma hedefiyle yoluna devam etmektedir.