TEMA Vakfı, 2025’te çevre alanında yaşanan umut verici kazanımlar ile doğayı tehdit eden gelişmeleri bir araya getirerek kapsamlı bir yıl değerlendirmesi yayımladı.
Haber Giriş Tarihi: 27.12.2025 22:56
Haber Güncellenme Tarihi: 27.12.2025 22:58
Kaynak:
Faselis
2025 yılı, iklim krizinin etkilerinin daha görünür ve yıkıcı hale geldiği, insan faaliyetlerinin doğa üzerindeki baskısının ise alarm verici boyutlara ulaştığı bir yıl olarak kayıtlara geçti. TEMA Vakfı tarafından hazırlanan kapsamlı çevre değerlendirmesi, yıl boyunca hem doğa lehine kazanımları hem de ekosistemleri tehdit eden gelişmeleri ortaya koydu.
Raporda, Türkiye’nin son 52 yılın en kurak dönemini yaşadığına dikkat çekilirken, iklim değişikliğinin artık geçici değil kalıcı ve yapısal bir tehdit haline geldiği vurgulandı. 2025 su yılında ülke genelinde yağışların uzun yıllar ortalamasına göre yüzde 26 azaldığı, bazı bölgelerde yağış kaybının yüzde 60’ı aştığı belirtildi. Bu tablo, toprak, su ve tarım alanlarının geleceği açısından ciddi risklere işaret etti.
Yıl boyunca yaşanan orman yangınları da çevresel yıkımın boyutlarını gözler önüne serdi. Yaklaşık 81 bin 500 hektar orman alanı küle dönerken, bu alanın Yalova’nın yüz ölçümünden daha büyük olduğu ifade edildi. Yangınlar sırasında 18 orman emekçisi yaşamını yitirdi.
Öte yandan 2025, doğayı koruma mücadelesinde önemli hukuki ve toplumsal kazanımların da elde edildiği bir yıl oldu. Kanal İstanbul Projesi’ne ilişkin hazırlanan bilirkişi raporunda ÇED dosyasının bilimsel açıdan yetersiz olduğu açıkça ortaya konuldu. Kuzey Ormanları’nda planlanan maden sahalarının iptal edilmesi, Sarıalan Altın Madeni projesinin durdurulması, Tokat, Kırklareli ve Ankara Gölbaşı’ndaki madencilik girişimlerinin yargıdan dönmesi doğa lehine alınan kritik kararlar arasında yer aldı.
Likya coğrafyasını tehdit eden Finike–Demre–Kaş–Kalkan Otoyol Projesi’ne verilen ÇED Olumlu kararının iptal edilmesi ve Gerede Çayı’ndaki kirliliğe karşı yürütülen hukuki sürecin yeni bir aşamaya taşınması da raporda öne çıkan gelişmeler oldu.
Ancak TEMA Vakfı, umut veren bu gelişmelere rağmen çevre politikalarındaki risklerin sürdüğüne dikkat çekti. İklim Kanunu’nun bağlayıcı emisyon azaltım hedefleri içermemesi, Maden Kanunu’nda yapılan değişikliklerle ormanlar, zeytinlikler ve tarım alanlarının madencilik baskısı altına alınması, Akbelen ve Kaz Dağları’nda yaşanan tahribatlar 2025’in en olumsuz çevre başlıkları arasında sıralandı.
Raporda verilen ortak mesaj net: Tehlike büyük, zaman dar. Ancak doğayı savunan yurttaşların, bilim insanlarının ve sivil toplumun kararlı mücadelesi, umut için hâlâ güçlü bir zemin olduğunu gösteriyor.
Kaynak: Faselis
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
2025: Doğa Alarm Veriyor, Umut Hâlâ Bizimle
TEMA Vakfı, 2025’te çevre alanında yaşanan umut verici kazanımlar ile doğayı tehdit eden gelişmeleri bir araya getirerek kapsamlı bir yıl değerlendirmesi yayımladı.
2025 yılı, iklim krizinin etkilerinin daha görünür ve yıkıcı hale geldiği, insan faaliyetlerinin doğa üzerindeki baskısının ise alarm verici boyutlara ulaştığı bir yıl olarak kayıtlara geçti. TEMA Vakfı tarafından hazırlanan kapsamlı çevre değerlendirmesi, yıl boyunca hem doğa lehine kazanımları hem de ekosistemleri tehdit eden gelişmeleri ortaya koydu.
Raporda, Türkiye’nin son 52 yılın en kurak dönemini yaşadığına dikkat çekilirken, iklim değişikliğinin artık geçici değil kalıcı ve yapısal bir tehdit haline geldiği vurgulandı. 2025 su yılında ülke genelinde yağışların uzun yıllar ortalamasına göre yüzde 26 azaldığı, bazı bölgelerde yağış kaybının yüzde 60’ı aştığı belirtildi. Bu tablo, toprak, su ve tarım alanlarının geleceği açısından ciddi risklere işaret etti.
Yıl boyunca yaşanan orman yangınları da çevresel yıkımın boyutlarını gözler önüne serdi. Yaklaşık 81 bin 500 hektar orman alanı küle dönerken, bu alanın Yalova’nın yüz ölçümünden daha büyük olduğu ifade edildi. Yangınlar sırasında 18 orman emekçisi yaşamını yitirdi.
Öte yandan 2025, doğayı koruma mücadelesinde önemli hukuki ve toplumsal kazanımların da elde edildiği bir yıl oldu. Kanal İstanbul Projesi’ne ilişkin hazırlanan bilirkişi raporunda ÇED dosyasının bilimsel açıdan yetersiz olduğu açıkça ortaya konuldu. Kuzey Ormanları’nda planlanan maden sahalarının iptal edilmesi, Sarıalan Altın Madeni projesinin durdurulması, Tokat, Kırklareli ve Ankara Gölbaşı’ndaki madencilik girişimlerinin yargıdan dönmesi doğa lehine alınan kritik kararlar arasında yer aldı.
Likya coğrafyasını tehdit eden Finike–Demre–Kaş–Kalkan Otoyol Projesi’ne verilen ÇED Olumlu kararının iptal edilmesi ve Gerede Çayı’ndaki kirliliğe karşı yürütülen hukuki sürecin yeni bir aşamaya taşınması da raporda öne çıkan gelişmeler oldu.
Ancak TEMA Vakfı, umut veren bu gelişmelere rağmen çevre politikalarındaki risklerin sürdüğüne dikkat çekti. İklim Kanunu’nun bağlayıcı emisyon azaltım hedefleri içermemesi, Maden Kanunu’nda yapılan değişikliklerle ormanlar, zeytinlikler ve tarım alanlarının madencilik baskısı altına alınması, Akbelen ve Kaz Dağları’nda yaşanan tahribatlar 2025’in en olumsuz çevre başlıkları arasında sıralandı.
Raporda verilen ortak mesaj net: Tehlike büyük, zaman dar. Ancak doğayı savunan yurttaşların, bilim insanlarının ve sivil toplumun kararlı mücadelesi, umut için hâlâ güçlü bir zemin olduğunu gösteriyor.
Kaynak: Faselis